Adamın biri yaylaya çıkmış, senin kadarda bir oğlu varmış. Koyunlarını sağdıktan sonra,bir tas süt alıp oğlu ile çadırın biraz ilerisine kadar yürümüşler. Ereti otlarıyla kaplı yere geldiklerinde orada durmuşlar,babası oğluna demiş ki:
- Burada bir yılanın yuvası var, her gelişimde bu hayvana süt veriyorum,O da süt kabının içerisine cevail taşı bırakıyor. Cevail taşı, kuyumcularda o zamanın parasıyla 2 sarı liraya satılırmış.
- Evladım bu cevail taşlarını şimdiye kadar biriktirdim ve bu taşları satıp inşallah Hicaza hacca gideceğim.Ben dönene kadar bu işi senin yapmanı istiyorum. Bir düşün yapabilir misin?
- Onbir yaşlarında ki bu çocuk, yılana süt vereceğini cevail taşlarını biriktireceğinin sözünü vermiş.Tüm hazırlıklarını tamamlayan baba yola koyulmuş, hacca gitmiş.
- Ana oğul tek başlarına yaylada kalırlar.
- Derlerya, ‘Kedi gitse yeri belli olur’.
- Babasından kalan boşluğu,talihsiz oğul doldurmaya çalışacak, ama onu bekleyen bir tehlike var, kurtulması imkansız.
Yorgunum, bahar geldi, silah kullanmayı öğrenmeliyim bu yaz
Kitaplar birikiyor, saçlarım uzuyor, her yerde gümbür gümbür bir telâş
Gencim daha, dünyayı görmek istiyorum, öpüşmek ne güzel,
düşünmek ne güzel, bir gün mutlaka yeneceğiz!
Bir gün mutlaka yeneceğiz, ey eski zaman sarrafları! Ey kaz kafalılar! Ey sadrazam!




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta