Kapalı odamın perdeleri, zaten güneşinde vurası yok buralara, vurmuşken sensizliğin sillesi ve sarmışken yokluğun her yanımı gözlerimi açmaya bile üşeniyorum.
Ayak uydurdum kara kışa, soğudum yaşamaktan.
Sen gelmeden buralara silinmeyecek bu masanın tozu hem dozu azalmayacak hissettiğim acının görüş açımın menziline girmediğin sürece.
Öldüğümden şüphelenmedikçe kapıcı, kapıda biriken gazeteler kazanmayacak anlamını.
Çalar elbet zilimi bir kaç güne.
Öldüm ben kapıcı bakma yaşıyormuşluktan geldiğime...
Bugün seviştim, yürüyüşe katıldım sonra
Yorgunum, bahar geldi, silah kullanmayı öğrenmeliyim bu yaz
Kitaplar birikiyor, saçlarım uzuyor, her yerde gümbür gümbür bir telâş
Gencim daha, dünyayı görmek istiyorum, öpüşmek ne güzel,
düşünmek ne güzel, bir gün mutlaka yeneceğiz!
Bir gün mutlaka yeneceğiz, ey eski zaman sarrafları! Ey kaz kafalılar! Ey sadrazam!
Devamını Oku
Yorgunum, bahar geldi, silah kullanmayı öğrenmeliyim bu yaz
Kitaplar birikiyor, saçlarım uzuyor, her yerde gümbür gümbür bir telâş
Gencim daha, dünyayı görmek istiyorum, öpüşmek ne güzel,
düşünmek ne güzel, bir gün mutlaka yeneceğiz!
Bir gün mutlaka yeneceğiz, ey eski zaman sarrafları! Ey kaz kafalılar! Ey sadrazam!
'Kapalı odamın perdeleri, zaten güneşinde vurası yok buralara, vurmuşken sensizliğin sillesi ve sarmışken yokluğun her yanımı gözlerimi açmaya bile üşeniyorum.' vay beee.. işte, işte bu cümleyi sevdim. çok güzell. ............
Oldukça iyi özellikle başı. sonlara doğru yine bildiğimiz aşk ayrılık nağmeleri ama kapıda biriken gazeteler, gelen kapıcı falan çok beğendim.
Bu şiir ile ilgili 2 tane yorum bulunmakta