Eşkıya pusularında bir şehir adı Diyar-ı Bekir
Tabutlara saklama gülüşümü
İstiridye kabuğuna sığmaz
Cesaretle topladığımız gökyüzü,
Eşkıya pusularında bir şehir adı Diyar-ı Bekir
Sabah ayazında geçilemedi köprülerin öbür yanı,
Kirli zaman sularından arınmış öbür yan
Öbür yana yol darağacından
İstanbul’da bir akşam kovalıyorum Üsküdar’dan Galata’ya
Kulağıma küpe diye taktığım çığlıklar dökülüyor vapur iskelesine,
Düşürdüğüm çığlıklar yıldız eskitirken gökyüzünden,
Eski otobüslerin içinde geniş parklarına çekiliyoruz kuytuların
Bu nasıl şey menzili kesilmiş zerrede derya bulanların
Tabutlara erteleme
Hüzzam sessizliğinden aşırdığım sevinçlerimi
Kötüye yorma deliler bahçesinden
İndirdiğim düşlerimi,
Hani gemileri toplamıştım yastık altında,
Yanımda yol arkadaşım çıkmıştık Cudi dağına,
Tepemizde gezinip dururken tufandan kurtulan gemi,
Al beni, beni de al diye bağırmıştık hani,
Sonra yanık harman kokuları arasına sakladığımız yüzlerimizi ararken
Fırat başını kaldırmış öfkesini üstümüze kusarken,
Dicle etten, tırnaktan canları içimizden sökerken,
Sığ sularda öldürmek istemiyorum kefenimi yırtmış kuşları
Darağacında yakmıştık ufka açılan son neferi,
Ah dilim öyle söyledi.
Keşke son olsaydı, darağacından ötelere açılan kapı
.
Üşümenin kıyısında bir yanardağ kalmamış gezilecek bir yer,
Güneşi nasıl büyütmeli fırtınalar öksürürken zaman,
Hadi yükleyin tabutumu sırtıma geçip gideyim bir iğne deliğinden
Devede geçer iğne deliğinden, filde, kervanda,
Gökyüzünde dolaşıp durdu kendine mezar arayan ölüler,
Tersinede aktı nehirler, kanda içti su yerine bebeler,
Karanlığın ağrıyan yanlarına kalem cerrah olurken,
Sıra serviler içinde bir İstanbul büyür kimlere.
Kayıt Tarihi : 27.6.2007 21:36:00





© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!