Eskisi gibi değilim artık,
buz kesti iklimim; mesafeliyim.
İçimde bir kış taşıyorum
adı kırgınlık.
Usandım sahte yüzlerden,
gülüşünün ardında hançer saklayanlardan.
Yalanı bal diye sunan,
bir dostu üç kuruşa değişen,
vicdan terazisinde eksik tartanlardan usandım.
Üç günlük heves uğruna
ömürlük hakikati harcayanları gördüm;
elleri doluydu
ama kalpleri üşüyordu.
Yakını açken taşan sofralarda
çatlayana dek yiyenleri gördüm
ekmek büyüdükçe
insan küçülüyordu.
Mazlumun sesini duymayan kulaklar sağır,
çocukların ağladığı bir dünyada
gökyüzü bile sustu.
İnanırdım bir zamanlar:
“İnsan, insanın yarasına merhem olur.”
Şimdi yaralarımı saklıyorum;
çünkü bazı eller
sevmek için değil,
kanatmak için uzanıyor.
Buz gibiyim diye
ateşi unuttum sanma.
İçimde hâlâ
külden utanmayan bir kor var.
Gün gelir,
hakikatin rüzgârı eser de
maskeler yere düşerse
belki yeniden ısınır dünya.
Mesafeliyim, evet
ama sevgisiz değilim.
Öğrendim:
Kalbini herkese açmak
iyilik değilmiş.
Ruhunu pazara çıkaranlara inat
ben ruhumu saklıyorum.
Dünya, çocukların ağlamadığı bir sabaha uyanana dek
kalbim
hem dua,
hem direniş,
hem sessiz bir aşk olacak.
Bir avuç toprağa sığdığında bu hayat,
ne mal kalır
ne mülk
ne maskeler…
Yalnızca şu yazılır:
Bir kalp
kaç kalbi ısıttı?
Ve bil
Kendini satmayanların
soğuğu bile ateştir.
Kayıt Tarihi : 1.3.2026 02:13:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!