Eskici,dur da sana vereceklerim var.Ynıma gel taşıyacaklarımız biraz ağır.Bak,bunlar ayakkabılarım,onlarla git onlarla gel,heryerde dolaş,yalnız, birtek şu begonyalı sokağa girme.Neyse,al bak bu da çok güzel bir mont,
giç üşütmez,yağmur falanda geçirmez,ne kışlar atlattı bu mont,bir tek ayrılıktan koruyamadı.Neyse,şimdi sana hiç kaybetmemen gereken bir şey vereceğim eskici,al; bu benim neşem,işte bunu hiç kaybetme eskici,bir de o sokağa girme,orası üzer bu neşeyi.
Bekle eskici gitme,daha sana gözlerimi vereceğim,al onlarıda güzel olan herşeye heryere bak,ama o sokağa bakma,kör oldu bu gözler o sokakta.Ha birde üzülme ve ağlama,lâkin gözyaşı yoktur,kendime ayırdım onlarıda,Kulaklarım,kulaklarım var birde,onlarıda al,ama sakın herşeyi duyma
ve her duyduğuna inanma,yalan konuşulan o sokaklarda dolaşma.
Eskici,al işte bu son,biraz eski,biraz yanık,ben birleştirmeye çalıştım ama,bu kadar oldu,bundan fazlasına dayanamadık.Belki bu yanıklarda geçer eskici,belki yeniden güler.Ama sen sakın bununla geçme o sokaktan o sokak bundan da beter,geçme sen eskici,öldü geçenler.Al,işte bu benim yüreğim,belki sadece sen seversin.Sakın şaşırma eskici,böyle parça parça olmayı,bende istememiştim.
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta