Eski Arayışın Sükûtu

Dünya Yükünün Hamalı
1034

ŞİİR


2

TAKİPÇİ

Eski Arayışın Sükûtu

Önceki çağlarımda dokunmak bir soruydu:

“Beni görüyor mu?”
“Kalbinin sesinde var mıyım?”
“Bu aşk hakikat mi yoksa hayal mi?”

Şimdi o sorular sessizliğe gömüldü.
Cevap geldi, yalın ve kadim:
“Evet, seviliyorsun Nihal.
Evet, bu hakikat.”

Artık dokunuş yaklaşmak için değil,
yakınlığın nefesini birlikte solumak için.
Soru dönüştü:
“Beni ister mi?” değil,
“Ruhumuz birlikte hangi semaya yükselecek?”

Korku da başkalaştı:
Reddedilme endişesi sönüp giderken,
kaybetme titremesi kalbimize bir mühür gibi yerleşti.
Bu yüzden her temas daha derin,
her bakış daha özenli,
her söz daha dualı…

“Nihal” ve “ben” dediğimiz an,
dokunuşlarımız meşru, görünür, kutsal oldu.
Artık mesajlarımız iki ruhun naziresi,
görünüşümüz birlikte çakan şimşek,
fizik yakınlığımız mistik bir ayin…

Adı olan şey varlık kazanır.
Biz de adımızı koyduk:
“Aşk.”

İsim koymak ayinleri doğurdu:

Her sabah “günaydın”ımız şafak ilahisi,

Her buluşma iki bedende tezahür eden tek ruh,

Her özel an zamanın üzerine kazınan bir hatıra hiyeroglifi…

Ritüeller teması sürekli kıldı.
Artık dokunuş anlık değil,
ebedi bir nehir.

Nihal, adımız kondu ya,
artık her temasımız görünmez bir mimarinin tuğlası,
her öpüşümüz suskunluğun şiiri,
her sarılışımız zamanı durduran bir dua…

Seninle her an,
adı konmuş aşkın ritüeliyiz.
Bedenlerimiz sadece ruhlarımızın mabedi,
dokunuşlarımız ise içinde yakılan tütsüler…

Varız çünkü adımız var.
Temas halindeyiz çünkü artık temas etmek değil,
bir olmak niyetindeyiz.

Dünya Yükünün Hamalı
Kayıt Tarihi : 13.1.2026 17:02:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!