Kırk şehir gezsen,
hatta kırk ülke...
Kırk yıl da geçse üzerinden;
vakit akşam olunca,
başını yastığa koyunca,
aynı kişi durur
Sen gidince tüm ışıkları söndü şehrin,
Kapkaranlık oldu.
Sesinle birlikte gülüşüm de kayboldu, gitti
Anladım ki ölüm; toprağın altında değil…
Çıkıp gelsen bir gün
Aniden
Gün bitmeden,
Görsem …
Gözlerine baksam gözlerine
Uzun uzun…
Sevdiremedim sana bu şehri
Varlığım da yetmedi,
Tutamadım buralarda seni.
Şehrin ışıkları ahenkliydi oysa
Bilirim yine de sevmezdin.
Metropolün dertleri bitmedi
Nasıl unuttun beni
biraz anlatsana...
Yağmur damlalarına saklanıp,
toprağa mı karıştı yüzüm?
Yoksa bir geminin ardından mı gitti
sen bakarken denizlere?
Bir yağmur damlasında
buluşur belki gözlerimiz...
Ya da bir şiir mısrasında kavuşuruz.
El ele yürürüz bir öyküde kim bilir
Rüyalarda belki delice öpüşürüz...
Yağmur hiç yağmıyor mu oralarda
Ya da
Hüzünlü bir şarkı çalmıyor mu
Düşünüyorum da
Nasıl gelmiyorum hiç aklına?
Yağmurlu bir akşamda kaldı gülüşün
Ellerimi tutuyordun
Sıcacıktı ellerin
Yağmur yağıyor yine bu akşam
Sahi sen beni nasıl unuttun?
Aylar, yıllar geçiyor
Mevsimler değişiyor,
Çiçekler soluyor,
Ağaçlar yapraklarını döküyor da
Merak ediyorum;
Sen nasıl oluyor
Yaz yine gelmiş
Sen gönlüme düştün düşeli
Karpuz kabuğu denize
kaçıncı kez düştü bilmem
Kaç kış geçti üzerinden?
Yüzümde kaç çizgi belirdi,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!