Benim hayatımda gerçek anlamda üç erkek oldu. Birine aşık oldum. İkisini gerçekten sevdim. İlki çocukluk platonik aşkımdı. Yıllarca gizli gizli uzaktan sessizce sevdim. Sevgimi çocuksu bir mektupla bildirdim. Yıllar sonra benimle birlikte olmak istediğini söylediğinde cesaret edemeyip 'böyle kalmasını' istedim. İnsanların yapmadıklarına olan pişmanlığını o evlendiğinde çok derinden hissettim ve o gün kendime söz verdim. "Kalbimin yolundan asla sapmayacaktım ve kalbimin hiç bir sözünden pişman olmayacaktım." Öyle de yaptım. O, Sonsuza kavuştu sonra ve sevgim de onunla beraber sonsuzluğa yayıldı. Ama onunla olmamanın pişmanlığı da uçup gitti.. Taşıyamazdım bu ani ölümü... Uzaktan bile yokluğu ağırdı. Ölüm gibiydi... Ölemedim. Şimdi O hep gülümseyerek andığım, huzurla baktığım yerde kaldı. Ne zaman ansam sakinleştiren bir huzur bana bıraktı.
Sonra aşık oldum. Onunla beraberken umutsuz bir çamurun içinde debelendim durdum. Gitmeye de gücüm olmadı hiç. O kadar üzüldüm ki... defalarca aldatmasın, yalanlarına... hatta çocukluk arkadaşımla yatmasına... rağmen... acıdan... gidemedim... aşktan... gidemedim... Ama o benim hayatımın yönünü değiştiren kişi oldu. Çünkü... kendimden gittim... Çamurun içinden kendisi beni çekip çıkardığında, benden - bir başkasına - gittiğinde ölecek gibi oldum... ölemedim... Nikahına gittiğim gün hayatımın ikinci yarısının başladığı gün oldu. Yeniden başlarken bambaşka bir hayata, bambaşka bir umuda tutunmak zorunda kaldım. Hayatımı yırttım ve yeni bir hayat yarattım artıklarımdan. Sözümü tuttum. Hiç pişman olmadım.
Diğerini, hayat karşıma çok geç çıkardı. İkimizde çok yorgun bıkkın sabırsız ve en çok da güvensizdik. Bu sevgiyle ne yapacağımızı bilmeden yine de birbirimizi bulmuş olmanın sevinci ile sarıldık sımsıkı. Hayaller kurduk. Bedenimizden dalıp kalbimizde boğulduk. İlk an, ilk bakış, ilk dokunuş, ilk öpücük... Kısacık anda yaşadığım her şey ilkti onunla.. Kalan ömrümü onunla tamamlamaya onu ilk gördüğüm an karar verdim. Yoldan karşıya geçiyordu. Sadece yanıma değil usulca ömrüme sokuluyordu. İlişkilerinde duygularından yönü sapmamış biri olarak bu ilk tespiti yapmış olmam herkese garip gelse de ben doğruluğunu derinlerde bir yerlerde teyit etmiştim. Bu O'ydu. "Hiç değişmemişsin" dedi sarıldığı ilk an. Ömrümce tanıdığım, bildiğim bir sıcaklıkla.. Onu zaten hep tanıyormuşum ben. Tüm hayatım boyunca aradığım, asla bulmayı ümit etmediğim kişi... Bunca yıl yaşanmamışlıklarımın , terkedilmişliklerimin sebebi, bilinmeyene olan özlememimi, eksik yanımı, her şeyimi tamamlayan.. zaten hep bildiğim kişiymiş. Kişi değil ruh.. Ruh eşi.. Ruhum onu ilk gördüğü an tanıdı. Bildi. Sevdi. Ama her eş kavuşuyor işte.. Yangınlardan korurken kendimizi, ördüğümüz duvarına ardına geçittik birbirimize. Geçemedik.. Güvenli alanı terk yasağı vardı kalbimizin. Anlayamadık.. Birbirimizi tanıyamadan yollarımız ayrılıverdi. Anlamaya ise hiç Gücümüz yoktu.. Anlamak zor iş.. Kalbini didik didik ederken onun kalbini de evirip çevirmen gerekir incitmeden.. anlamak.. Kendimizden çıkıp o olmak demek.. O olmak zor iş... Şimdi onu Ne zaman düşünsem hüzünlü bir huzur kaplıyor içimi ve buruk bir tebessüm yayılıyor yüzüme. Yüzümün tam ortasına.. belli belirsiz.. Tek bir damla gözyaşına eşlik edercesine... Eksik kalmış hatta başlayamamış bir ilişkinin burukluğu.. Ruh eşimdi. O'ydu. Ait olduğum yerdi onun yanı. Evimdi. Şehrimdi. İşimdi. Arkadaşımdı. En sevdiğim kitabımdı. En çok dinlediğim şarkıydı. Yatağımdı, kendimi güvenle bıraktığım.. Maviye olan kıyımdı . Şimdi o da yok. Gittik Birbirimizden.. İnsan gitmesi gerekirse gider. Şehrinden gider evinden gider.. Anlayamamak gitmelerin bilinmez adresidir. Geriye kalan bir tek sevgidir. Sevgidir baki kalan.. En sevdiğin kitaba olan sevgi. Ait hissettiğin şehre olan sevgi.. Kedinin ayaklarına dolanması, köpeğin başını okşamak gibi.. Saf tertemiz..
Gerçek sevgi sönmüyor, yok olmuyor, mavi gökyüzü gibi hiç bir yere gitmiyor. Ölünmüyor da devam ediliyor Sevmeye.. Ben bunları artık biliyorum. Sonsuzluğa karışana dek...
Sana olan bu sevgim
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta