Eros'un okuyla vurulduk
ey sevgili
duymaz mısın
yüreğimizden, yüreğimize
ılık bir şeylerin aktığını
Böylece bir kere daha boynunlayız sayılı yerlerinden
En uzun boynun bu senin dayanmaya ya da umudu kesmemeye
Lâleli'den dünyaya doğru giden bir tramvaydayız
Birden nasıl oluyor sen yüreğimi elliyorsun
Ama nasıl oluyor sen yüreğimi eller ellemez
Sevişmek bir kere daha yürürlüğe giriyor
Devamını Oku
En uzun boynun bu senin dayanmaya ya da umudu kesmemeye
Lâleli'den dünyaya doğru giden bir tramvaydayız
Birden nasıl oluyor sen yüreğimi elliyorsun
Ama nasıl oluyor sen yüreğimi eller ellemez
Sevişmek bir kere daha yürürlüğe giriyor
Ha, bu arada, Sayın NIETZSCHE2008,
Bu nasihati tutacak birinin işe NIETZSCHE ile başlamasını engelleyen nedir?
Paradoksal bir durum.
Değil mi?
Eros vurduğunda bizi aşk okuyla içtiğimiz Tanrı'ların şarabıdır. Onun verdiği sarhoşlukla kanatlanır dans ederiz yıldızların en yücesinde ki o Sirius'tur. Fakat bizde sevenler hep ölür, Sirius'ta da mezarımız kazılır, badem ağacı dikilir başına, taş yerine.
Bu sırada komşu yıldızda bağdaş kurmuş Orhan Abi'miz de bağlamanın tellerine vurarak ''Ben derli biriyim'' demekte olsa gerektir.
Ne kadar uğraşsan da,
Sen bizden birisin :)
Zamanın, çocuksuluğunu yıpratamadığı insanlar vardır..Bir yıkık bina görmeye görsünler hemen çufçuf sesi çıkarıp arkadaşlarıyla kovboyculuk oynamaya kalkarlar...Don kişot gibidirler ve okudukları romanlar , seyrettikleri filmler hayatını şekillendirir onların..
Hasan Buldunun bu konuda fazlası var eksiği yok kanaatimce..O kalkıp bunları, yani katı hayatın arasındaki teferruat denilen şeyleri kendi çocuk temizliğindeki ruhunda filtreliyerek şiir haline dönüştürülüyor..
Yoksa biliyoruz ki o eros derken veya sirius derken can yayınları doğan kardeş mecmuasını okuyup heyecanlanan ve daima çocuk zekasının yaratıcılığı içinden bize duru , dupduru kalabilmenin esrarını sunuyor..
Seni sevmeyi öğrendiğimden bu yana çok mutluyum be abi...
Şiir ise her zaman söylediği gibi kendi içinde tıkanmamış imge bataklığında boğulmamış filtre edilmiş, rafine bir uzun kelime....
sevgilerimle..
Sayın BULDU,
İşte şimdi buldun belanı. Belki Eros' un okuylu vurulmadın ama bugün seni eleştiri okuyla vuracaklar.
Bekle ve gör hangi ok daha çok acıtacak yüreğini
Ruhun şad olsun badem ağacı altında yatan şair.
Selam,saygı ve muhabbetle
Eros;fransızca2da cinsel eğilim ve güdüleri olan,Yunan mitolojisin'deaşk tanrısı...
Ama şiir bu tanrıların şarabından içmişler.Tanrıların şarabı olmaz ki.Çoook basit bir çalışma olmuş.Sevgi derin gibi görünse de içi boş birçalışma olmuş gibi geldi.Kolay gelsin sağlıklı çalışmalar diliyorum.10.06.2010 //Ankara
Nazır Çiftçi
şairi kutluyor,
bazı şairleri de anlayamıyorum. çünki şiire ideolojik bakıyorlar. Şairin penceresi geniş olmalı penceresi dar olan şair kalemi bırakmak zorunda kalır. Bu şiirde kulun allah'olan aşkı anlatılmıyor beyler konuyu saptırmayın. Eğer öyle olsaydı şiirde Yunus olurdu, Mevlana olurdu daha nice aşklar olurdu. Burada Eros var. Tatmayan bilmez değişik bir aşk var. Burada ok var. Burada Birliktelik var. Dansın, aşk şarabının, mezara gömülmenin bile birlikteliği var kısaca AŞK VAR AŞK Haa birde badem ağacı var.
Yorum yapan arkadaşlardan bir tanesi tartışılmaz USTA şairimiz NAZIM'ın çam ağacının anlamını biliyor fakat badem ağacının ne anlama geldiğini bilmiyor.Çok yazık çok. Ama Pencere meselesi, kalem meselesi
Şairi tekrar kutluyorum 10 puan
Bu günün şiiri köşesinde ismine aşina olduğumuz bir değerli ağabeyimizin eserinin yayınlanması bendenizi mutlu etti. Kendisini ve şiirini saygı ve sevgi ile selamlıyorum. Şiiri güzel kısa öz ve vurgulu bu meyanda seçici kurul da isabet buyurmuş, teşekkürlerimi sunuyorum.
Daha önceki yorumlarımda bilvesile belirttiğim üzere bu köşenin bir misyonu vardır. Memleketin güzide şairlerini buluşturup eserlerin seviyeli bir tartışma ortamı içersinde tartışılmasını analiz edilmesini sağlamak teşvik etmek ve onları motive etmek gibi.
Konu dışına fazla taşmadan bu şiirden hareketle bir noktaya temas etmek isterim. Biz aslında Eros’u don reklâmları ile öğrendik. Evet, aşkın bir tahsili yok yürek yordamıyla öğrenilecek bir şey fakat cinselliğin bir tahsili olmalıydı ve bize öğretilmedi, hala da yeterince öğretilmiyor.
Tek neden bu değil tabii ki ama onun içindir ki bu memlekette hala kızlarını diri diri toprağa gömen babalar var.’’Elifi mertek sanıp bakmayalım’’Kendi eksiğimizi bilelim. Aşk aşktır yüreğin gâvuru müslümanı olmaz insan sever. Ve var oluştan bu yana şiirleri efsaneleri olmuştur bize ışık tutan. Aşka sevgiye yazılan şiirler de samimi olduğu sürece eksikleri olsa da güzeldir. Aşkı tanıyalım bizimki öteki diye bir şey yok. Bu şiir nerden bakarsanız bakın samimi bir çabadır. Ve betimsel anlamda güzeldir.Acımasız olmayalım Nazım’ın vasiyeti var diye içinde ağaç geçen şiir yazamayacak mıyız? Badem ağaçları çiçeklerini erken döker ama meyvesi sağlamdır. Şairi ve seçici kurulu tekrar selamlarım. Saygılarımla.
Aşk-ı anlatan her şiir eksiktir bence!
Diğer kavramlar içinde geçerlidir bu sözüm. '' Eros'un okuyla vurulduk'' şiiriyle çok yalın analtmış, vasat bir şiir bence. bazı hoş cümleler kurmasına rağmen.
saygılar.
çokda birşey yokmuş.
Bir koyun, hangi otları yediyse sütü o kokuyu verir. Hatta işin uzmanı çobanlar hangi otla beslenen koyunun hangi yaştaki çocuğa iyi gelip gelmeyeceğini söylerler. Bu bilgileri ilk defa duyuyor olabilirsiniz.. Ama bizim aşk şiirlerimizde 'eros' yoktur. Bu şiir; devşirme hayatların, fışkırması VE kelime kırıntısı olarak görüyorum.
Mehmet YUSUFLAR
Bu şiir ile ilgili 99 tane yorum bulunmakta