İstanbul ağlıyor, ben ağlıyorum
Savuruyorum hayallerimi Çamlıca tepesinden
Hicaz bir şarkı dudaklarımda maziden
Boğaza bırakıyorum geçmişe dair ne varsa
Uzuyorum yıllar misali, sahil yolu boyunca
Üsküdar meydanında buluyorum kendimi
Yine nereden geldi aklına, çıkageldin ansızın
Hangi sevda yeline kapıldın, ah vefasız
O kadar mı çok, dayanılmaz mı yürek sızın
Geçti zaman, geri dönülmez bir yoldayız..
Yeniden yanar mı hiç küle dönmüş bir ateş
Boş konuşup susanlardan
Hep zehrini kusanlardan
Suçsuz yere asanlardan
Cellatlardan davacıyım.
Yetim hakkı yiyenlerden
Kükremiş bir dev gibi baş kaldırıp zulüme
O imanın gücüyle göz kırparım ölüme
Damarımdaki kandır, benim asıl kudretim
Ölmesine ölürüz, anam ağlar geride.
Bir kızıllık kaplamış, kara gece ardından
Gidiyorum...
Yollardır benim arkadaşım
Asfalt, toprak farketmez
Çiğniyorum acımasızca
Bağırıp, hakaretler ediyorum
Bir çıt çıkmıyor
Ey vatanın evladı, paylaşamadık neyin var
Nedir bu karamsarlık, yetmiş milyon sayın var
Karga kılavuz olmaz, aç gözünü bir düşün
Sonra bir bakarsın ki, ne amca ne dayın var.
Kurtlar gelmiş üşüşmüş, çoban olmak istiyor
Ömür ağacının bir dalıydım, kurudum
Acıyla, hasretle, aşkla yoğruldum
Şiiri, mısrayı hep sana yordum
Dön artık haydi, dön şiir gözlüm...
Gözyaşlarım bir sel oldu, boğuldum
Neden herşey değişti, bizler böyle değildik
Karakediler mi girdi hep dostluklarımıza
Bilmiyorum şu üç günlük fani dünyada
Körelen duygularımıza nasılda yenildik..
Ne yağmurlar yağıyor artık, eskisi gibi
Kırık şimdi kalemler
Kağıtlar yırtık
Küskün kelimeler bana
Göz kırpıyor karanlık
Dümensiz gemi hayat
Akıntıya çekilen kürek
sırra ermiş ve güzel anlatmışsınız vesselam, tebrikler...