2004 senesinde açtı gözlerini Samatya'da. O gün bu gündür kalemi onunla
Bir yokluk saklı içimde benliğinin olmadığı bir kuytu köşede
Gezinip duran çocukların mukaddes adımlarında ritim tutuyor kalbim aşkında.
sevgilim, ben hiç ben olmadım gözlerinde tanışıncaya kadar kendimle.
Boşlukta suzulmekte amansız ruhlar.
Sen benim yazılmayı bekleyen harflerim, tükenmekte olan mürekkebim
tut ellerimden, yakalanalım kaçmaya çalışırken bir yıldıza.
Damlacıklar çarpıyor trenin camına
Geride bir İstanbul kaldı
Anılar, özlemler, martıların sesi uzak artık.
Geçip giden İstanbul'u seyrediyorum
Tutuklanmış, çürümeye terk edilmiş ruhlar uçuşuyor.
Devasa sitelerin arasında sıkışıp kalmış ağaçları selamlıyorum.
Basit hayallere mahkumduk biz
Kelimeler kambur dururdu ağzımızda
Buruk bir gülümseme acı dolu yüzümüzde...
Kopan aşkın dalında incinmiştik biz.
Bugün öldüğüm gündür
Sığının kadehlerinize!
Kaldırın onları!
Ölmüş bir aşka
Üzgünüm baba
Bana olmaz deme
Olur
Gülüşüne gizlediğin arzuları unutma
İzin ver siyah saçlarında yolu kaybedeyim
Bana olmaz deme
Olur
belki kurtulmak istiyorum düşüncelerden,hayattan.
bazen de bir dala tutunuyorum sımsıkı
düşmemek üzere o derin ölüm çukuruna
bilmiyorum.
küçük bir çocuk gibi kaçıyorum bazen.
o hırçın sularda boğulmamak için
İsterim zamanı durdurmayı fakat yapamam
İsterim zamanı durdurmayı
Çünkü
Kavramak için belki de
Bütün bu sancılar
Bütün bu acılar
İsmine şahit olmuş evvelden bu satırlar.
Kapalı gözlerinin ardında, anlamlandırmak seni...
Bir gece yarısı duvarlarda anmak seni.
Kimliğini kaybetmiş apartman ışıklarında düşünmek seni.
"Belki bir yıldız görmek kadar zor İstanbul'da.
Dumanların arasında, her şeyimi kaybetmiş bir şekilde usulca oturuyorum.
Tıpkı oyuncağını kaybetmiş bir çocuk gibi...
Hayal kırıklıkları boğuyor beni.
Mutluluk, asla kazanamayacağım bir savaş.
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!