İşte gidiyorum
Bir sonbahar sabahı, dökülen yapraklarımla
Hazin bir geceye doğru
Damağımda bıraktığın o tadı
Sırtımda bir kambur gibi taşıyıp
Senden öteye,
Sabahları artık dolaşmaya yalnız çıkıyorum
Serseri voltalar atıyorum şehrin sensiz ıssız sokaklarında
Artık yalnız ıslık çalıyorum deniz kenarlarında
Bir başıma kahvaltı yapıyorum
bir kuru simit ve ağzımı yakmayan sıcacık bir çayla
Sebebsizce tebessüm ederken buluyorum kendimi
Yarım yamalak düşler görüyorum
Savruk bir yelken misali kavruk gecelerde
Tepetaklak düşüyorum
Tut ellerimden
Gecenin sabaha karıştığı bir vakitti
Ve ben yine seni düşünüyordum
Dolaşıyordum anılarda yalnız ve kimsesiz
Çünkü bende kalan
Sadece aşk acısıyla yanan yaralı bir yürekti
Önce ayak parmaklarımdan bir soğukluk hissettim
Ben seni bir başka sevdim
Babamın gençliğindeki aşklar gibi
Sade ve tertemiz
Dipsiz boşluklardan sonsuz gökyüzüne dek
Korkutucu ve heyecanlı
Korkusuzca ve tutkulu
Bir bilsen, kaç defa ismini kazıdım gecelere.
Kaç defa konuştum yalnızlığımla.
Ve kaç defa iç çekerken buldum kendimi, resmine bakarken.
Yeşil bende ahengini kaybetti.
Maviye küstüm.
Ağaçlar, yapraklar, denizler, gökyüzü,
Nedir bu bekleyiş
Hayâsızca davranıyor zaman
Uzatıyor kirpiğini saplıyor bir hançer gibi
Akreple yelkovana sıkışmış ruhuma
Kan çıkmaz acı çekmez yüreğim
İnanmaz ki en az kendi kadar cansız olduğuma
İçimde titreyen vurgun misali
Diyar diyar sürdüren sürgün gibisin
Evimin her köşesinde gölgem misali
İçimde hiç tükenmeyen derin bir nefessin
Karanlıkta kalmış ruhumu aydınlatan
Fırtınalar yorgun ateş suya dargın
Irmaklar durgun güneş geceye kırgın
Kar etmez sevdamın büyüklüğü bilirim sana
Ömrüm bir kuşkanadında
Nere gitsen sürgün yoluna vurgun
Aşkın içimde ölmeyen bir tutku hep diri
Öyle maviydi ki gözlerin
Gökyüzü utanırdı
Denizler kıskanırdı yeşile çalan maviliğini
Gülüşün kurumuş bir dalda hayat bulurdu her vakit
Bir tebessüm alırdı yüzümü seni görünce
Seni görünce dilim düğümlenir gözlerim konuşurdu




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!