Ah Ergün Ağabey!
Mahallemizin abisiydin sen;
Çıktın mı Telörgü’nün yokuşlarından,
Bakakalırdı nice insan ardından.
E tabii, duruşun da caka...
Delikanlısın!
Endam desen var,
Boy desen filinta.
Attın mı siyah paltonu
Dağlar misali geniş omuzlarına,
Gelen geçen, "Kim ki bu adam acaba?" derdi.
Yani...
Yakışıklı adamdın sen Ergün Abi;
Az can yakmamıştın icabında.
Yüzüne baktılar mı "koskoca adam" derlerdi,
Kim bilirdi ki ruhun masum bir çocuktu hâlâ?
Gözlerin dalar giderdi uzak bir iklime.
Dert dinlerdin de kendi derdinden
Dökmezdin tek kelime.
Bir ıslık çalardın köşe başından,
Sesi iki sokak öteden duyulurdu.
Gölgen düşerdi de toprağın üstüne,
Sokak lambaları silüetine
Titrek ışıklarıyla vururdu...
Şimdi hangi yokuşta kaldı o heybetli gölgen?
Söyle, hangi rüzgâr savurdu siyah paltonu?
Biz hâlâ o Telörgü’nün dibindeyiz
Ve beklemekteyiz yazılmamış o en güzel sonu.
Ah Ergün Ağabey!
Gittin de bir boşluk kaldı ki ardında, sorma;
Ne cakan kaldı geriye ne o yıkılmaz dik duruş.
Herkes seni bir "efsane" diye bilir ama
Bir ben bilirim yetimliğini,
Bir de cebindeki o son kuruşu.
Kayıt Tarihi : 20.1.2026 02:02:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Değerli babama...




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!