yıprandım arkadaşım
başa bela düşüncelerden
suskun kaldımsada boş
yaşamdan usandım
ve bana emanet canımdan
körpecik beyinlerine korku salarken çocuklar
saçlarına fırtınalar ektiğim
gül teninde başakları biçerdim
bir yudumluk sevda ile
perçemine
hasret yüklediğim
yıldızsız geceden
yumma güneşi andıran gözlerini
tutsaklığımı bağışla
ben ateşi elimle tuttum
sensiz bir başıma
ben bir tek senmişim
kendimden habersiz
Sorma,
yalınayak cadde boyu üşüyorum
ellerim kahverengi
ve dudaklarım çatlak
yabancı bana bütün simalar
eylül fırtınasıdır yürüdüğüm
Yine ürkek sabahların
buğusunda sabahladım
ve güneşi andım
kahverengi gözlerimle yalnız
kahvaltı soframda
acıklı bir matem
kimbilir,
sabah merhaba edermi
mayışık gözlerime
pencere dibindeki ranza
birdaha günaydın dermi bana
tenima daha kaç defa dokunur güneş
ben sahipsizim
heryanım hayın
heryanım aciz
ömrüm
bir gecelik aşklara kalmış
gitti giden
zilan;
sevda türküsü turna kanadında
gözlerinde hüzün buğusu
karacadağ duruşlu zilan
perçemine tutulduğum,
kewok kuşu
zulamda saklı sevgili
yeryüzüne çizdim seni
kırılmış kalemlerimle
kainat kadar derin
ve gizemli gözlerini çizdim
bir bakışında şimşekler çakan
ay güneşin karnından yükseldi
göğün en karanlığında
yıldızlara gülerek
doğurgan dişi gibiydi gökyüzü
meteorları emziren
gün kendini geceden kıskanırken
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!