iniyordum koşarak
çatlayan kafesimin dibine
ağlayan
korkak bir çocuğun evine
mumla dalıverdim
göğsümdeki yangına
kirpiğim kaçtı ormana
gözümü gömdüm pat diye
vedaya saat kurmana
sapladım birkaç raptiye
ak pak kalbim pasaklı
kuşkonmazlara kuşlar konar
aslında hayatın özüdür bu
mescitler hep aynı kokar
secdenin sazıdır, sözüdür bu
başlar eğilir başlar kalkar
di’lerimi taktım peşime hep miş ile
yarınımı yaktım sahte bir geçmiş ile
bir fısıltı kulağımın dibinde sağırlaştı
kuşların kanadında dertlerim ağırlaştı
vedalardan düşerken gözyaşlarım ıslanır
sırtım iple bağlanmış hayallere yaslanır
açtım kader perdesini
çıktım dünya sahnesine
tiksindiğim her deseni
çizdim ayın ensesine
sabrıma bağırdı dilim
düştüm bir kuyuya
oldukça karanlık
mahlasıyken gayya
refikim yok artık
gözlerimin feri gitmiş
sardı yine başımı
yorgun bir düşünce
kırdı mezar taşımı
ben toprağa düşünce
bir çiçeğe imrendim
değmeyecek gönlüme
senden bir selam
ağaracak gün yine
kulağında selam
bu ara çok suskunum
bağırıyorum
ele avuca düşkünüm
ağlıyorum
sevenler beni, kaçıyor
korkuyorum
dört duvara sıkışan simsiyah bir maddeyim
gırtlaklara yapışan en son evre raddeyim
sabrımın taşlarını yaşlıyor şimdi gece
bir noktadan ibaret bana ait her hece




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!