Birgün sahabeler oturuyordu,
Risalet-i penahta,bir zat çıkageldi!
Elbisesi bembeyaz,saçları simsiyah,
Uzaktan gelen bir yolcu gibi,
Ama üzeri tertemiz,yolculuktan eser yok,
Kimse onu tanımıyordu,
Sana olan aşkımın debisi yüksek,rejimi düzenli,
Ölçmen mümkün değil,sanki Everest Tepesi.
Hangi enlem hengi boylam dersen geleyim,
Sana varmam dört dakika iki meridyen arası.
Benim aşkın,açısal hızı her yerde aynı değişmez
Ekim'de Ölmek !
Ekim,sonbaharı hatırlatır,
Vedalasmanin adıdır,
Yaprağın dala, dalın ağaça vedasidir,
Eyvah!
Geçmez sandığım gençliğim geçti,
Bitmez dediğim ömrüm bitti,
Hayran hayran aynada baktığım yüzüm,
Yüzümde derin çizgiler,
Bir gece bir rüya gördüm..
Büyük bir gölün kenarında,
Toplanmış duruyoruz dostlarla,
Gölün içine serpilmiş onlarca küçük ada,
Dedim, hayırdır hikmeti ne ola.
Gitme Kal Gençliğim
Hani gitmeyecektin söz vermiştin,
Seni sevdiğim kadar, sende beni sevmiştin,
Ruhun yaşlansada ben yaşlanmam demiştin,
Gitme Kal Gençliğim gitme Kal.
Gülüm
Ölüm mü gülüm!
Gözlerinden olsun !
Gözlerinden olsun gülüm gözlerinden olsun!
Doldur acıları kadehime,
Bir gül açtı gönlümde, soldu, zannederken bahar,
Lâkin o bahâr değil, hazânın gölgesiymiş.
Gökyüzü ağlıyordu, her damlada gözyaşı akar,
Ey yâr-ı bî-vefâ, dil-hâne-i gamda bıraktın sen,
Âh ile yanar gönül, şem‘-i perîşânamda bıraktın sen.
Sîne çâk çâk oldu firâkınla ey meh-i tâbân,
Yaz Ey Kalem
Uçsuz bucaksız göklerde serbest iken,
Bir kafese hapsolmuş ruhumun halini,
Aşkın ateşiyle yanan gönlümü,
Hasretin gamında solan ömrümü,
Kırıldığım vakti,bin parça olduğum hali,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!