Yüzüme sıcak bir tokat çarpan karanlığa
Sırtımı döndüm.
O da, enseme kondurdu busesini.
Ve yüklendi sırtıma güneşin
En soğuk taneleri.
Islak ellerim, ıslak bedenimde.
Sükunet,
Göynümde
Ebedi!
Şehvet fikredir demem hedef şaşırtmak için;
Ben ne düşünmeyi
Ne sevmeyi bilirim.
Seyrelen saçlarıyla bir muhtacın bakışı...
Sebilsiz kaldım sanki okyanusun dibinde.
Yapraklar döktüm fakat atlattım işte kışı,
Ilık meltemin şimdi dans ediyor cildimde.
Irmaklarım taştıkça balıklar yüzmez oldu,
Kuşaklar koğuşlanmış dalların eteğine,
Pâre pâre dağılıp yüreğe inmişti berd.
Dayadımsa da dilim arının peteğine,
Bal adû-yı denîyken miğfer imiş hem-neberd.
Ben anlamak dilemem, körelttim iştiyâkı.
Gece, tüm hasretiyle tepemde dikiliyor;
Gece, ki melullerin yegane tesellisi;
Gece, sağanak olup yağıyor üzerime;
Gece, ki ölülerin bir garip tecellisi...
Tanrı'nın kollarından kurtarmıştım kendimi,
Bu gece,
Kusurlarımdan arınıyorum.
Çakıllı yollardan geçtim,
Ve zehirli sular içtim.
Kirlenmek meziyetse eğer
Son bir işaret bırakıyorum sana,
Kalmadı, inançsız ruhumda mecal.
Ecelimi gördüm donuk gözlerinde
Gögün tepesinden gülümserken zühal.
Elveda! Elveda. Elveda. Elveda...
Bendim kırıp dizini oturan da evinde,
Yazları yol önlerinde tepinen de bendim.
Ardından yaşıtlarım eğlence kovalarken
Ben içimde hüznü ve acı çekmeyi sevdim.
Kah güldüm, halamın hoş gözleri üzerimde
Kapkara bir gündüzün turuncu akşamında,
Donmaktayım, üzerim, yapraklarla örtülü.
Tepemde minareler ölümü çağırıyor,
Bir yerlerden tanıdık geliyor bu örüntü.
Altımda hayalinin turuncu yansıması,
I
Ulu Tanrı zihnime bir kelepçe vurunca
Sesim kesilir yerden, yüreğim hep senledir.
Köşede selam verir, gözlerini kırparak
Islak, çürük tahtadan yere yakın bir sedir.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!