Gece, tüm hasretiyle tepemde dikiliyor;
Gece, ki melullerin yegane tesellisi;
Gece, sağanak olup yağıyor üzerime;
Gece, ki ölülerin bir garip tecellisi...
Tanrı'nın kollarından kurtarmıştım kendimi,
Bu gece,
Kusurlarımdan arınıyorum.
Çakıllı yollardan geçtim,
Ve zehirli sular içtim.
Kirlenmek meziyetse eğer
Yazgıyı hileli sanan solgun yüzlü perîşan,
Eyleme aşk etti diye, gözlerini divâne!
Sükûtu koru, sessiz ol, ne bitmez güzler vardır;
Umutsuz ve yorgun kışın günlerinden ziyâde.
Temiz diyedur kendine, değişmeyecek bir şey
Son bir işaret bırakıyorum sana,
Kalmadı, inançsız ruhumda mecal.
Ecelimi gördüm donuk gözlerinde
Gögün tepesinden gülümserken zühal.
Elveda! Elveda. Elveda. Elveda...
Kapkara bir gündüzün turuncu akşamında,
Donmaktayım, üzerim, yapraklarla örtülü.
Tepemde minareler ölümü çağırıyor,
Bir yerlerden tanıdık geliyor bu örüntü.
Altımda hayalinin turuncu yansıması,
Kurumaya yüz tutmuş yaşlı bir cevizin gölgesinde;
Yahut bir düzlükte, ikimizin gölgesinin düştüğü
Sana evrenimin tüm sırlarını anlatmak isterdim.
İsterdim ki gülesin deli saçması fikirlerime.
Zemine kavuşmasına ramak kalan bir yaprak gibi
I
Ulu Tanrı zihnime bir kelepçe vurunca
Sesim kesilir yerden, yüreğim hep senledir.
Köşede selam verir, gözlerini kırparak
Islak, çürük tahtadan yere yakın bir sedir.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!