Enâniyet Şiiri - Hanifi Kara

Hanifi Kara
4043

ŞİİR


73

TAKİPÇİ

Enâniyet

Enâniyet; kişinin kendisini ve çıkarlarını başkalarınınkinden üstün tutması, bencillik etmesi anlamına gelen bir terimdir.

Arapça’da “ben” anlamına gelen “ene” kelimesinden türemiştir.

Benlik, bencillik, egoizm gibi kelimelerle anlatılan “enâniyet” kavramı, insanın sâdece bireysel çıkarı ile ilgilenmesini ve bu bağlamda herkesi ve her şeyi kendi çıkarına kullanma eğilimini ifâde eder.

İnsan, nefis ve benlik sahibi bir hilkatte yaratılmıştır. Fakat bu onun, kendi benliğini her şeyin merkezi saymasını haklı kılmaz. “Egosantizm” (ben merkezcilik) kendini her şeyin amacı kabul edip üstün görme eğilimi olup bu da doğru ve geçerli bir yol olmadığı gibi yaratılış gayesine de aykırıdır.

İslâm mütefekkirleri içinde ahlâkî anlamıyla enâniyet duygusunu en iyi tahlil eden İmam-ı Gazâlî olmuştur. Gazâlî; İhya’ü ulûmi’d-din adlı eserinin çeşitli bölümlerinde bu duyguya ve onun etkilerine temas etmiş, özellikle “Hubbü’l-câh” başlığını taşıyan ve bir ahlâk psikolojisi sergileyen bölümde insanın kendisi dışındaki her şeyle olan ilişkilerinin tümünün temelinde “ben merkezli” bir yaklaşımın bulunduğunu ileri sürmüştür. Buna göre insan kendini herkesten üstün ve seçkin kılmak ister; bunun için de diğer bütün faaliyetleri gibi başka insanlarla ilişkilerini de temelde kendi yetkinliğini geliştirme amacına uygun olarak düzenler. Çünkü “her insanın içinde Firavun’a, -ben sizin en yüce tanrınızım” dedirten bir şey vardır...

Yine Gazâlî’ye göre insanlar bu yanlış ve tehlikeli gidişattan -egoizmden- ancak ve ancak sağlıklı bir din ve ahlâk telakkisi sâyesinde kurtulabilir...

Enâniyet sonuçları bakımından her şeyi çıkmaza götürür ve bu yüzden bâtıldır. Enâniyet’in kişiler vasıtasıyla hayata yansımasını şu kelimelerle ifâde edebiliriz.

Kibir; kendini büyük görme,

Ucb; kendini beğenme, gurur,

Buhl; cimrilik, aç gözlülük, tamahkârlık,

Şuh; hırs, haris olma, düşkünlük, kin gütme,

Fahr; böbürlenmek, övünmek... gibi sonuçlarıyla insanları bir birinden uzaklaştırır ve aralarında çatışmaların kaynağı olur.

İnsanları selâmete götüren yol, ancak, onun nefsini kontrol etmesi ve aşması ile mümkündür. Bunun içinde “digergamlık” -başkalarının iyiliğini gözetme- ve îsar -başkalarını kendine tercih etme- gibi duygular övülmüş ve tavsiye edilmiştir.

Cenab-ı Hakk, insanı hayatı tanıması için ve onun hesabına bir sınama zemini olmak üzere nefis sahibi kılmıştır. Şu halde nefsi bu varlık hikmetine hizmet edecek esprinin dışında bir alet derecesine düşürmemek lazımdır.

Enâniyet böylesi bir saptırmadır ve nefsin kötüye kullanılması, suistimal edilmesidir.

Bilhassa makam ve mevki sahibi yetkili kişilerin, önder ve lider konumunda olanların bencilliğe sürüklenmeleri toplum için çok büyük bir tehlikeli olduğu gibi, kendileri için de sık rastlanan bir durumdur.

İşte bu yüzdendir ki ben de insanım diyen herkesin enâniyet ve onun getirdiği yan etkilerden arındırılması, bunların yerine alçak gönüllülük, sevgi, saygı, hoşgörü, fedakârlık, dostluk, kardeşlik, yardımlaşma ve dayanışma... gibi erdemleri alması istenmiştir.

Sağlıcakla kalınız...

Hanifi KARA

Hanifi Kara
Kayıt Tarihi : 23.6.2010 20:45:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • Zeki Çelik
    Zeki Çelik

    İBRET VERİCİ DUYGULARINI KUTLARIM ÜSTAD SELAM SİZE

    Cevap Yaz

TÜM YORUMLAR (1)

Hanifi Kara