Nihal, kalabalığın içinden bir işaret gibi
gözüme değil, içimdeki boşluğa değdin.
Sesin konuşurken değil, susarken yüksekti,
kalbim “tamam” dedi, aklım daha sormadan.
Yürüyüşün acele değildi, zaman senden yol ister gibiydi,
adımların aralığında eski bir dua saklı.
Adını içimden anınca kapılar açıldı,
henüz aşk demedim, ama kapı eşiği ısındı.
Nihal, bakışın bir aynaydı, yüzümü değil niyetimi gösteren,
ten değil, mana çağırıyordu beni.
Dokunmadan dokunmayı öğreten bir rüzgâr gibiydin,
arzu inceldi, edep ateş aldı.
Tasavvuf gibi geldin, yakın ama uzak,
“gel” demeden çağıran bir hâl.
Bedenim seni sezdi, ruhum secdeye vardı,
ilk fark ediş böyle olurmuş, meğer:
isim koymadan bağlanmak.
Ve o an anladım,
aşk bazen başlamak değildir,
sadece bir ismin
içinde yankı bulmasıdır:
Nihal.
Kayıt Tarihi : 7.8.2025 20:11:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!