Onur BİLGE
En güzel gönül, incitmeyen ve incinmeyen gönüldür. İncitmemek kolay değildir. Fakat sabredilir, hassas davranılırsa, mümkündür. İncinmemek ise çok zordur. Kalp denilen sırça saray, oldukça kırılgandır.
Günümüzün insanı, almış başını gidiyor... Hem de ne gidiş! .. Grayderleyip geçiyor! Kırılacakmış, darılacakmış, umurunda değil! Egoizm, canavarlaştırmış. Hatır, gönül kalmamış. 'Köpeğinin hatırı yoksa, sahibinin hatırı var.' diyenler, parmakla sayılacak kadar az. Birbirimize düşmüşüz. o kadar ki nasıl zarar vereceğimizi bilemez hale gelmişiz. 'Eşeğini dövemeyen, semerini döver.' zamanını yaşıyoruz.
Kıran kırana bir hayat savaşında, insanca yaşamaya çalışanların, yıpranmamak için çözüm olarak yalnızlığı seçmeleri, kaplumbağalar gibi başlarını evlerinin içine çekmeleri doğal. Özellikle ekonomik nedenlerle çıkarcılığın had safhada yaşandığı bu zamanda, zarar görmemek mümkün değil.
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...




Sevgili Peygamberimiz bir hadisi şerifinde buyuruyorki [ Bir zaman gelecek yürüyenler koşanlardan, duranlar yürüyenlerden, oturanlar duranlardan, içerdekiler dışarda olanlardan daha hayırlı olacaklar ]
Değerli kardeşim bu muhteşem yazınızı okudukça aklıma hep bu mubarek hadis geldi..Acaba o zamanımı yaşıyoruz...
Ders ve ibret alınacak yazınız için sizi kutlarım tebrikler.
Selam ve muhabbetlerimle...Allaha emanet ol..yunus karaçöp
Bir de hiç bir şey olmamış gibi, hiç incinmemek var. Kalp Allah yapısı, Kâbe kul yapısıdır. Kalp kırmak, Kâbeyi yıkmaktan daha günahtır. Kâbe yıkılırsa, bir daha yapılabilir. Kalp kırılırsa, bir daha birleşmez.
Tebrikler sevgili Bilge, bu güzel dua ifadelerine ben de gönülden katılıyor ve Mi'rac Kandilinizi kutluyorum.
Selam ve sevgiyle.
Taş atana gül atmak diyorsunuz...Yüreğiniz kelamınız ve kaleminiz gibii...Tebrikler...
Hoşgörü
Dava adamları bundan hoşlanır
Bakışım Mevlana pirim hoşgörü
Davaya hizmetle aşkla başlanır
Silahım kalkanım surum hoşgörü
İdrak rafa kalkmış bilmem ne taşır
Nefsinden bihaber kime sataşır
O Açe’de çorba sen de git pişir
Üç kıta fethettim yârim hoşgörü
Bazıları bunu hayal sansa da
Nefsime dokunup canım yansa da
Semer vurup benim sırta binse de
Sırtımda taşırım derim hoşgörü
Nifak oluk oluk kin yığın yığın
Kaç ilim yuvası senin açtığın
İslam tek mekândır hemen her çağın
Çok mekân aradım yerim hoşgörü
Hoşgörüden geçer İslam’ın yolu
Hoşgörüyle yaptı bir sinek balı
Hoş görmezsen Ömer vardır vebali
İbret al arıyı barım hoşgörü
2004 Bursa
Ömer Ekinci Micingirt
http://www.omerekincimicingirt.com
duygularınız hoş lakin burası şiir sitesi. şiirlerinizi yayınlasanız daha güzel olmaz mı? başarılar...
Bu şiir ile ilgili 4 tane yorum bulunmakta