1983 yılında Ankara'nın Şereflikoçhisar ilçesinde doğdum. İlk eğitim yolculuğum bir köy okulunda başladı; ardından büyükşehirlerin sokaklarında, farklı alanlarda eğitim yolunda daha sık ve kararlı adımlarla ilerledim. Bugün hâlâ öğrenmeye, tozlu bir yolculuğun izlerini sürerek devam ediyorum.
Yıllarca şantiyelerin haritasını cebimde taşıdım; şimdi ise kelimelerin haritasında yeni yollar arayan bir yolcuyum. Demir ve beton arasında büyüyen adımlarım, zamanla kelimelerin sıcak toprağına kök saldı.
2005 yılından itibaren inşaat sektöründe çalıştım; hem yurtiçinde hem de yurtdışında farklı görevler üstlendim. 2015 yılından bu yana ise bir kamu kuruluşunda görevimi sürdürüyorum. Ama mesleğimin ritmi kadar, kelimelerin sesi de hep kulağımda çaldı. Kimi zaman şantiyelerin karmaşasından uzaklaşıp yazıya, kimi zaman insanlardan kaçıp kitaplara sığındım. Bazen de kelimelerin ışığında dünyayı yeniden kurmayı hayal ettim. Yazılarım, farklı platformlarda yayımlandı ve hâlâ yayımlanmaya devam ediyor.
Benim için yazmak, sadece kelimeleri yan yana getirmek değil; dilin inceliklerine ve insan ruhunun derinliklerine dair içten bir yolculuğa çıkmak demek. Samimi bir iç sesle, hafif bir tebessümle ve bitmeyen bir arayışla kelimelerle yeni köprüler kurmaya çalışıyorum.
Eserleri
Bir Küçük Nokta, Bir Uzun Çizgi
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!