Sen daisy
Sen gözlerimin ufku oluyorsun
Hasretin en acı yanı
Ve sevdanın en tatlı yanı
Sen
Seni sevecek kadar delikanlıysak
Senin sahip olduğun o kişiliğe
Yine kavuşman için
Kalbimize taş basacak kadar da
Delikanlıydık...
bir meyhane tavrı havası suratımda
içtiğim o alkollerin haddi hesabı yok
belli ki hüzün vurmuş yine içimize
dışarı atmaya mecal yok
sade ses kalır kulakta
Meğerse hep kandırıldık. Bize çok geç öğrettiler ‘’mecaz’’ın anlamını, hep ağlatıldık. Öyle mecazen de değil; bildiğin gözyaşı, hem de en tuzlusundan. Evet ağlatıldık. Çünkü hiçbir şeyin adını düzgün koymadılar. Şimdi benim kurşun kalem tutan elimi kırsalar, kurşun atan elin tuttuğu elle bir midir? İyi ile kötüyü bir isimde toplamışlardı, mecazı bilmiyorduk kandırıldık..
Tükenmez kalem dediler büyük bir coşkuyla aldık. İçimizdeki binlerce sevinci ne de olsa yarı yolda bırakmaz diye kalem, yazdık, yazdık, yazdık. Sonra bir baktık, hikayenin en güzel yerinde bitti kalem, ağladık. Evet kandırıldık. Göz göre göre onlarca umudu bağlattılar bir kalemin mürekkebine, aldatıldık. Sonra sevdik. Hem de öyle böyle değil; Kuran’a el bastık, yeminler ettik,çığlıklar attık, şiirler yazdık. Bir şarkı tutturduk dilimizde; sevdik sevdalandık kör düğümle bağlandık.
Sevişmeyi denedik. İnandık. Hem de öyle böyle değil bütün kalbimizle. İçimizdeki bütün sevgi ve ihtirası birbirine karıştırarak, bütün hayatı bir yatağın karyolasının altına atarak. Ve ne kadar problemimiz varsa yatak odasının balkonundan aşağıya atarak. Öylesine de sevişmedik hani bildiğin öptük dudağından ama içimizdeki bütün ümitleri bir dudakta tokuşturarak, öptük ama; içimizdeki bütün sıcaklığı, kalbimizdeki bütün aşkı onun azından içine bırakarak. Hani belini de sardı ya elimiz, hani hiç bırakmamacasına, sanki dünyada tek ben varım onu koruyabilecek. Sabah bir uyandık baktık vizite ücreti. Evet bu sefer fena yanıldık. Mecazen de sevişiliyormuş, hani o yatak odasındaki problemleri bırakmanın da bir fiyatı varmış geç kavradık. Evet kandırıldık. İlk önce öğretilmesi gereken şeyi, yaşayarak sınamamızı istedi bu düzen, ağlatıldık. Bizi mecazen büyüttüler çekince kavradık…
Kabataş- Zeytinburnu arası tramvay hattı
yazık olur emeklere
yüreklere
meleklere
eli yorulur günahlarımı yazan meleklerimin
canı yanar ilham perilerimin
Seni sevmek;
kimsesiz gecelerin sarhoş beklentileri gibi. Şişenin dibine vurulmuş, ‘’aman sabahlar olmasın’’ der gibi. Adına hasret kağıtlara onlarca ‘’sen’’ yazmak gibi.
Seni sevmek;
Günlerce uyuyamamanın uykuya hasretliği gibi. En güzel rüyamsın, hiç uyanmamayı dilediğim.
tut ki;
ellerim ıpıslaktı,
ve yanağına dokunmak istiyordum
gör ki;
çocuk kalmaya çalışıyordum.
sen gidersen
isyan düşer bu şehre
bir feryat yükselir göklere
çığlık çığlık
sen gidersen
seni sevecek kadar tanımadım
ama tanımak isteyecek kadar sevdim...
Emrah ateş-




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!