Henüz Nuh tufan koparmamışken göçtün sen minaremin sotesine, bir çift at park etmemişti conk bayırına yelesini.
Seni sevdiğimden beri ne asit yağmuru ne kırmızı kar Sahra'ya.
Bilsen ki, kanım istakoz mavisi, oluk oluk doluyorum senin bastığın ve gölgeni yüz sürdüğün toprağa.
Sen gittiğinden gayrıdır siyahım göğe ve bilhassa beni içine alacak semaya, lozan savaş anlaşmasıyla üç çizgi koşuyorum gök ve hatta kuşağıyla.
Kırmızı bir kuşaktım belinde ve keşke ve lütfen çözülmeseydim o gecede.
Ben seni hep ve yek seni doğururdum sabahı Bilal de.
Tüm bunları da sen öğretirken bana annem seni doğurdu meczup hatırıma.
Dönülmez akşamın ufkundayız.Vakit çok geç;
Bu son fasıldır ey ömrüm nasıl geçersen geç!
Cihana bir daha gelmek hayal edilse bile,
Avunmak istemeyiz öyle bir teselliyle.
Geniş kanatları boşlukta simsiyah açılan
Ve arkasında güneş doğmayan büyük kapıdan
Devamını Oku
Bu son fasıldır ey ömrüm nasıl geçersen geç!
Cihana bir daha gelmek hayal edilse bile,
Avunmak istemeyiz öyle bir teselliyle.
Geniş kanatları boşlukta simsiyah açılan
Ve arkasında güneş doğmayan büyük kapıdan




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta