Bir adam çok adamdı, herkes onu bir sandı. Kalabalıktı, kalabalık. Sığamıyordu içine, zordaydı, çekemiyordu buyum dediğini kendine. Kırmızı kiremitli bir evde yaşardı. Karısı, çocukları, kendi, bir de kulağını ağrıtan eli. Bir eliyle severdi sevdiklerini, gizlice saklardı diğerini. Geceleri kendi başına kaldığında, yastığının altına alırdı, kulağını ağrıtan elini. Sabahları, fırınların vardiya kapılarından dağılan ekmek kokusunu yükleyerek ceketine, işe yürürdü, elini bağlayarak bileğine. Merhaba bahşişli sokaklardan geçerdi, caddelerde fakirleşirdi dili. O hep düşünürdü, hep elini, hep elini...
Geçiyor önümden sirenler içinde
Ah eller üstünde çiçekler içinde
Dudağında yarım bir sevda hüznü
Aslan gibi göğsü türküler içinde
Rastlardım avluda hep volta atarken
Devamını Oku
Ah eller üstünde çiçekler içinde
Dudağında yarım bir sevda hüznü
Aslan gibi göğsü türküler içinde
Rastlardım avluda hep volta atarken



