Güllü Şarkılar...
Sabah bahçemden sadece tek gonca olan güllerden topladım. Çünkü bazı goncalar, bir çok tomurcukla doluydu.. .
Toplarken düşündüm, ne çok güllü şarkılar vardı.
İlkin,rahmetli Behiye AKSOY un sesinden dinlediğim *
*Ayrılmalıyız Artık* şarkısını anımsadım, ki *Saadet diliyorum sana beyaz güllerden* diyordu.
Off! giden sevgiliye mutluluk dileyen bir şarkı. İşte sevginin en gerçeği... İnsan sevdiğinin mutlu olmasından sevinç duyar dedim .
Aklıma düştü şimdi de , Hale Soygazi _ Kartal Tibet filmi....
Hep beyaz güller getirirdi seven, sevilene...Yaş on yedi... Yazlık sinemadayım , hani o tahta sandalyeli, başının üstünde gökyüzü, yıldız yıldız... Yanımda genç ruhlu Nenem..
Güzel Ninem genç ruhlu mu , yoksa benim hatrıma mı gidiyor anlamış değilim.
Biletleri önceden alır , *bak nenem, bu gün sinema günümüz* derdim... gece , gündüz yanımda giderdi garibim... Canım Anneannem benim !
Sinema mahallede sayılır , aşağı Nazilli'de Zafer Sineması. Biz Şiirin Evlerde oturuyoruz...
Mevsim bir yaz gecesi.. Ben yine burnumu çeke çeke ağlıyorum.
Nenem, * film o yazık gözlerine* diye iki de bir dürtüyor.
Kıyamıyor beni..
Ben de *biliyorum film* diyorum.. Devam ediyorum ağlamaya.
Neyse ki sonunda kavuştular ...Yine bir demet beyaz gülle ödüllendirdi, ön yargılı aşık sevdiği kızı. Ben de mutluluk içinde evimize gidebildim...
*
Sonra gözüme sarı güllerim ilişti...
Oyy Neşe Karaböcek geldi, yüreğime oturdu... Sesini çok sevmezdim nedense de, ama kadıncağızın kardeş ihaneti canımı yakmıştı sonralarda...
Evet sarı güllerde kalmıştım değil mi ?
Bizim, mahallecek her gece, her akşam üstü , her öğlenleyin
Neşe Karaböcek dinlememiz bir mecburiyetti...
Hem de o uzun sıcak yaz günlerinde.
*
Bozdoğan'daki ana baba evimdeyim bu defa...
Mahallenin çok havalı bir berber Abisi vardı.. Adı *Süsü Berbere çıkmıştı. Biz daha orta iki ya da üç de okuyoruz.
Bu süslü Berber Orman lojmanlarında oturan benim de okul arkadaşım olan bir kızı seviyor. *Abi* dediğime bakmayın, durun bi hesap edeyim , bizden olsa olasa dört , beş yaş büyük.
Tabii aşık adam , sevdiğine serenat yapacak şarkılarla... Koyuyor Neşe Karaböcek plağını , hoparlörler bangır bangır. Zaten lojman bizim evlerin karşısında.. *Duy beni, , duy sevdiğim! diyor...
İlkin büyükler anlıyor bu karşılıksız aşkı. Niye mi karşılıksız? Umut yok da ondan.Kız evin tek kızı babası orman Müdürü,ve okuyor.
Zavallı Abimiz de her Allah'ın günü bize Neşe Karaböcek'ten Niyet şarkısını dinletiyor...
*Sarı güller solsa bile bu aşk bitmez demiştin...
Gerçekten de bitmedi o *AŞK...
Arkadaşımda çok sevmiş ki *Süslü Berberimizle, lisede okurken kaçıp gittiler. Ve evlendiler.
Kızın Ailesi ilkin üzüldü filan ama , tek kızları, mecbur kaldılar kabullenmeye...
Ama bitmez denen aşk ecele yenildi ....Süslü Berberimiz kırklı yaşların sonunda ölüp gitti.
Arkadaşım üç oğulla gencecik yalnız kaldı.
Bazen,* keşke okuyup, eli ekmek tutsaydı* dediğim oluyor.
Ama yaşadığı gerçek bir aşktı. İki adımda bir rastlanmayan.. Gözlemlediğim kadar çok mutlu bir ömür geçirdiler...
Değer mi ? ....
_Bilmem kişiye göre değişir....der demez ;
Öğretmen yüreğim parmağını sallayıp, göz dağı veriyor...
Amanın! *Alman mürebbiye gibi...
Neredeyse cinnet geçirecek , ayaklarını yere vura vura , Türkçeyi unutup , *Nein! Nein ! diyecek...:)
_Aman sus! diyorum.
O ünlü lafımı tekrarlıyorum.
-ÖNCE İŞ SONRA EŞ !
Susuyor bizim Alman Mürebbiye :) Hatta gülümsüyor .
Ben de güllü şarkılar dinlemeye devam ediyorum...
Rahmetli Müzeyyen Ablamız;
*Kırmızı gülün ali/alı var* diyor ki amanın onun hikayesi çok acı... Hem de çok...
Kayıt Tarihi : 3.5.2020 15:41:00
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
21 Nisan 2020 güncesi
