Mini mini minnacık ellerin,
Öyle masum, öyle güzel gözlerin,
Söyle kızım, ben seni özledim
Var mıyım, yok muyum biliyor musun?
Yırtık yırtık bütün kitaplarım
Olsun, bir öpücükle kandırdığım
Kalplerinde aşk işaretiyle doğar kimileri... Yeryüzüne gönül indiremez onlar... Hayatı ve insanları anlarlar,hayata ve insanlara merhamet duyarlar,ama hayatın ve onun içindeki insanların yaşadıkları gibi yaşamazlar.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...
Devamını Oku
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Ne güzel bir şiir .Size ve minicik kızınıza nice hayırlı uzun ömür dilerim.Elif Nur şiirimi nur yürekli kızınıza ve size hediye edeyim :)
Elif Nur
Işığını senden aldı yıldızlar
sende uçuşur musikiler pırıl pırıl
sen mezarımda mertek sevdalarımda teksin
bakışların köpürür her defasında
sevdaların kovalar sesiz sesiz
vuslat mı hasret mi bakışına astığın
çırpındıkça hayallerim bakışların rengarenk
gel hele mertek boylum gel kefen yüzlüm turap gözlüm
gelde ruhumu titret imdadım boğuluyor
karabasan rüyalar sensizlik girdabında
rüyamdasın baş tacı sen sevdamın ilacı
sevdalarım yemyeşil hayallerim mor pembe
ikliminde sonbaharın olayım
her nağmende nefesin
hem ismine büründüm
ben ismine büründüm
gözlerim yolunu bekler yapayalnız kimsesiz
usul usul okurum ramazanda cüz gibi kehribari gözlerin
sar beni Elif Nur sar sımsıcak nur gibi
sevdalarım kir akar sen olmazsan
bu mecnuna kim bakar yağmur gözlüm
bakışlarım hür bakar gözlerinin hapsiyle
sürünür rüyalarım soluklarım kesilir sensizlik girdabında
ümitlerim derbeder sen rüyama girmezsen
karıştım gözyaşına damla damla billur billur dün gece
zülüflerin altından nehirlere akarken
sevdalarım yemyeşil hayallerim mor pembe
ikliminde sonbaharın olayım her nağmede nefesin
hem ismine büründüm
yürüyüşün buğulu koştum koştum koştum
düşe kalka peşinden kavuşuncaya dek
gözlerimi açmadan bir seher uykusunda
serkeşhane dolaştığım yetmez mi
sar beni sıkıca sar mertek boylum kefen yüzlüm
bulutlar oynaşırken gözyaşları karışsın
sevdalarım yemyeşil hayallerim mor pembe
ikliminde sonbaharın olayım
her nağmende nefesin
hem ismine büründüm
ben ismine büründüm
gökyüzünün yamacına işledim evlek evlek sevdamızı
oturdum okyanusta rüzgarda üfül üfül avuçladım kalbini
hayal ettim endamın bakışları yaşmaklım
bu dalgınlık nedendir tebessümü büyülüm
gel hele nur yüzlüm gel
sevdamızdan tutuşup uçuşalım vuslata
cilveleri iffetlim güzellikler perisi iffetin abidesi
hayallerim tütüyor sar beni sımsıkıca sar
bulutlar oynaşırken mezarlığın başında
dökülsün günahlarım dökülsün kefenin kokusuyla sevdanın ikliminde
sevdalarım yemyeşil hayallerim mor pembe
ikliminde sonbaharın olayım
her nağmende nefesin
hem ismine büründüm
ben ismine büründüm
ismine...Elifnur...
05 09 2006 Bursa
Ömer Ekinci Micingirt
Çok hoş.
Bu şiir ile ilgili 2 tane yorum bulunmakta