Baharı gözlemek için özler önce insan
Bekler, bekler, bekler
Her kuru dalda ufacık tomurcuğu arar,
Bir ufak gonca tebessümü olur ruhunun
Bir pembe çiçek sarar yaralarını
Sonra bakarsın çiçeklenir doğa
Gecede karanlığı görür insan, kendi karanlığına eş
Kendi içine bakabildiği ölçüde bakar gecenin de içine,
Göremeyince göz, ürperir gönül, kaçmak ister
Yeryüzüne çöken hüznün, çığlığın örtüsüdür karası gecenin
Örtüp üzerini saklamak ister kaybolmuş ruhların içindeki boşluğu
O boşluk ki kimi zaman bir sessiz çığlık kimi zaman patlayan volkan
- Ne istiyorsun?
- Kendi potansiyelimi gerçekleştirmek
- Gerçekleştirmezsen ne olacak?
- Ne yani öylece ölüp gideyim mi?
Öylece ölüp gitmek.. “Öylece” yi mi yakıştıramaz insan kendine.. “Gitmeyi” mi..
“Sen hüzünlüsün diye dünya durup sana yol vermeyecek” demiş Doğan Cüceloğlu, dönmeye devam edecek ve seni de önüne katıp götürecek, kimbilir belki de hiç istemediğin bir yere
O yüzden var cüz-i irade, kişi gideceği yeri en azından tanımlasın, kendini bilsin, evreni bilsin yolunu seçsin diye
Kimi zamansa yol kendiliğinden belirir önünde ama o yoldan gidip gitmemek, yahut yoldan devam etme şeklini yine sen belirlersin belki fasit bir dairedir o yol ama her ne kadar yıllar sonra başlangıç noktasına da varsan, başlangıçtaki sen değilsindir artık yoldaki tekamül olmuştur tercihin yahut bir kayboluş
Allah’tan geldik ve Allah’a gidiyoruz ..
Peki ya şimdi nerdeyiz ?
Ayaklarımın bastığı zemin, yankılanan sesim, soluduğum hava belirleyebiliyor mu koordinatlarımı ?
Peki ya yönüm? Hislerim mi geçen kalbimden ?
An be an halden hale dönen yönünü doğru bulabilir mi ?
Hep birşeylere geç kalmışlık hissiyatı
Neden kavuşamazki insan vaktine
Yoksa vakti mi kovalar onu
Ay da telaşlanır mı guruba yetişemezsem diye
Yoksa güneş günü bitirme telaşında mı
Oysaki yapraklar




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!