Güneş bugün biraz sancılı doğdu. O yüzden olsa gerek gökyüzünün bu isyanı… Çatmış kaşlarını, hem üzülmüş, biraz da sinirlenmiş besbelli…
Herkes “güneş doğdu” diye bir parça umut kırıntısı atmış kalbine… Isıtmasa da yürekleri sıcacık…
Gökyüzü niye böyle isyankâr? İnsanların içlerindeki o umudu yeşertmek için mi bu gözyaşları? Yoksa kalplerindeki o sıcaklığı buz gibi bir kartopuna çevirmek için mi?
Gülümseyebiliyorsan inadına, yeşertmek için elbet umutlarını, ama bir parça ışıltı yoksa gözlerinde buz gibi olmaya mahkûmdur yüreğin…
Biri var sabahın erken saatlerinde güne kafa tutan… İsyankâr… Umutsuz… Sevgiden yoksun… Hayattan nasibini alamamış…
Gökyüzünün karamsarlığı öyle bir kartopuna çevirmiş ki yüreğini, güneşin doğuşu dahi ısıtmaya yetmiyor…
Biri var, güneşten önce gözlerini açıp “ bugün yeni bir gün” diyen… Ama inatla dünde takılı kalan… Sokaklarda delicesine dolaşıp içindeki ızdırabı sandığı karanlığı bir kuytu köşeye atıpta kurtulmaya çalışan…
Yorgunum, bahar geldi, silah kullanmayı öğrenmeliyim bu yaz
Kitaplar birikiyor, saçlarım uzuyor, her yerde gümbür gümbür bir telâş
Gencim daha, dünyayı görmek istiyorum, öpüşmek ne güzel,
düşünmek ne güzel, bir gün mutlaka yeneceğiz!
Bir gün mutlaka yeneceğiz, ey eski zaman sarrafları! Ey kaz kafalılar! Ey sadrazam!




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta