bir ince sızı gibi,tüm ovayı sarıyor;
Dertli,dertli inleyen; derenin hazin sesi.
Derdine bir arkadaş,bir aşina arıyor;
Rüzgarın o elemli çağlayan gür nefesi...
Hançerlenmiş bir yürek misali; akan sular!
Yatağını; çılgınca eritip,tüketiyor;
Ayrılık çilesini; fısıldaşan kuytular;
Bu elemli şarkıya; bestsler ekletiyor!
Bin elemle yoğrulmuş; ovanın şen bestesi;
Ayrılık yanık,yanık,inletmiş şu dereyi!
Buruk bir şiir olmuş,rüzgarın şen güftesi;
Ayrılık hazin,hazin saralı bu yöreyi...
Bülbül gülden ayrılmış; ben yardan ayrılalı;
Yağmur,topraktan ayrı,sohbet dudaktan ayrı!
Kalpler sevgiden yoksun,kupkuru kuruyalı!
Yar ayrı,yaren ayrı; gönül gönülden ayrı...
Bugün seviştim, yürüyüşe katıldım sonra
Yorgunum, bahar geldi, silah kullanmayı öğrenmeliyim bu yaz
Kitaplar birikiyor, saçlarım uzuyor, her yerde gümbür gümbür bir telâş
Gencim daha, dünyayı görmek istiyorum, öpüşmek ne güzel,
düşünmek ne güzel, bir gün mutlaka yeneceğiz!
Bir gün mutlaka yeneceğiz, ey eski zaman sarrafları! Ey kaz kafalılar! Ey sadrazam!
Devamını Oku
Yorgunum, bahar geldi, silah kullanmayı öğrenmeliyim bu yaz
Kitaplar birikiyor, saçlarım uzuyor, her yerde gümbür gümbür bir telâş
Gencim daha, dünyayı görmek istiyorum, öpüşmek ne güzel,
düşünmek ne güzel, bir gün mutlaka yeneceğiz!
Bir gün mutlaka yeneceğiz, ey eski zaman sarrafları! Ey kaz kafalılar! Ey sadrazam!



