Tanrı ilah olmadığı gibi İlah ta, tanrı değildir. Bu hastalık her bir mana anlayışını, her birinin toplumsal girişmeli süreçler içindeki kırınımlarla farklı düzey ve düzlem ilişkilerini izafe eden anlamlar olduğunu bilmemekle anlatım ve çeviri yanılgılarına düşerler. Farklı bir toplumcu düzey ve düzlemin mana anlayışı olduğunu, kategori etmezler. Toptancı mantıkla hepsini tanrı ve tanrı gölgesinde put sayma hastalığıdır. Bu nedenle ilahilerdeki okuma ve anlamalarda pek çok çeviri hataları yapılmaktadırlar.
Çeviriye konu olan sözcüklere bu günkü sözcüklerin anlamları verilmekle o çevirilerde çok büyük yanılgılar ortaya konur. Buna rağmen geri bağlanım yasalı temel referanslı bağıntılardan hareketle; doğal olandan yansımalarla, tarihi sürece dikkatli bir bakış yaptığınız zaman durum anlaşılırdır. Nesnel ve öznel süreçli anlayışıyla, aktarımlarda oluşan kara deliklerle olup biteni söylediğiniz zaman; olması gereken en yaklaşık en doğru anlatımı ortaya koyabiliyorsunuz.
İlahide geçen Apsu ya da An veya Anu, bir grubu ve bu grupların oturduğu yeri belirtmekte olan bir isim ve mana anlayışının kendisidir. Hem de ittifak eden üretici totem grup olmakla eski totemi mana üzerine bir yeni manası irade eden ilah olmakla bir inkişaftır (gelişmedir). Tatlı su Anşar ilahı ile Tuzlu su Kişar ilah grupları birleşmesi söylemi birbiriyle ilk kez yüz yüze eden ilk temaslar olmakla duyulan tedirginlik ve zorunlu ilişkiden bir araya gelip müşterek kararlarla birleşen bir senkronize oluştur.
Bu temaslar grup aitlerinin karşı grup aitlerinden olan her bir kadınını ve erkeğini tanınmasıydı (…ve Âdem Hava’yı bildi…). Ya da “… Ve Havva o zaman ilk kes adamı bildi”. Yani “tatlı olan acı ile birleşti” Bu temaslar karşı grup kültürünü vs. tanımaydı. Bu temasça girişmeler zıtlaşmalar olmakla bir arada olan, birbirine uygun (senkronlu) giden anlam ve isimlendirişleri belirtmeydi. İttifakla insan (Hava, Eva kadın ve Edım, Âdem, adam) olmuşlardı.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta