İnsanımsılar feno tip olarak benzerimiz olmakla, yüksek sosyal yaşamları ve yüksek soyutlama güçleri yoktu. Bu toplumsal yapı kuramamış olmalarından kaynaklanıyordu. İnsanımsılar ilk groteski mana anlayışının sahibi olan kuşaktı. Groteski bir ruh dünyası içinde sağlama yapan bizimle hemcins olan tiplerimiz insanımsılardı.
İradeleri yoktu. İradeyi istediği zaman ağaca çıkma, çıkılmış kayadan istediği zaman inme gibi yönelimler olarak anlamayınız lütfen. Bu irade inşacı ve doğayı değiştiren bir irade olmamakla kolektifi değildir.
İnsanımsılar çeşitli salınım veren türlü gelgitlerden birileri ya da birkaçı nedenle kendilerini bir bölge yalıtması içinde kıldılar. Bu doğada sağlama yapma dışında, sürü hareketi içinde olmamakla ve diğer insanımsılarla olacak temasları olabildiğince kesmekti. Bu türü koruyan ama hızlı gelişmeyi önleyen bir yansımaydı. İyi özellikler de kötücül özellikler de korunuyordu.
Grubun o tecridi olunan etki alanı içinde (totemi etki alanı içinde) dış dünya ile ve diğer insanımsılarla kendisinin tecridiydi. Bu süreç içinde groteski mana anlayışından da ilhamla ilk kes sözlü totem yasa ortaya koydular. Somut şekilde groteski mana anlayışlı yaşamdan totem sözlü yasalar elde etmiştiler.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta