Gecenin günahkar ruhu!
Sana sesleniyorum, ört üstümü.
Cehennemin kapısına mühürlenmiş adım.
Tanrı ile hesaplaşmak için
İyi niyet taşlarına basıp ilerliyorum.
Aşk kalbime bir numara küçük geliyor.
Dalgalar dövüyor kayaları.
İnsan gözler farkedemiyor eriyişini,
Yalçın kayaların.
Kayalık kumsala dönüyor müthiş bir ağırlıkla.
Kayaları kutluyor kör gözler!
Direnişi kutluyorlar akıllarınca.
Gel.
Bırak yalvarsın arkandan lanetli geçmiş.
Artık kutsayamaz o seni.
Yürüme koş,
Ne kadar hızlı, o kadar çabuk.
Ne kadar çabuk, o kadar iyi.
Madrit bahçeleri soldu artık.
Paris sokakları fahişelere emanet.
Berlin, gülü olmayan diken.
Bir sisi kaldı Londra'nın,
Bir de soğuğu.
Roma; dilenciler mekanı.
Ama bu lanetli beden
Öldü artık.
Öldüm.
Yağla şimdi cesedimi,
Ve sar etrafını odunla.
Öyle sıradan olmasın ama.
Görmemişti Anadolu böylesini.
Nice savaşlara şahit olmuş topraklar
Bu kadar kırmızıyı birarada görmemişti.
Savaştan öte birşeydi.
Ceset yığınları
Zaman: Yirmidokuz eylülü üç geçiyor.
Mekan: Batık bir liman.
Demir aldım yaşlı inatçı teknemle.
Önüm sis,ardım dağ.
Çevre: Kimsesiz.
1. Sone: Aile
Kaldır başını ey ömrüm,
Bu son şafak.
Bir daha ne kırmızıyı bu kadar canlı göreceksin.
Ne de yıldızlar bu kadar parlayacak.
Bir yıl daha büyüdüm,
Bir yıl daha yaşlandım.
Biraz daha ustalaştım...
Ve seni sırf bu yüzden kutladım.
Tam yirmidört yıl önce,
24 Ekim'de.
Aşk dediğin ilkyaz çiçeği
Seveceksen eğer acele et,
Ömrü kısa.
Cömertçe sunar yapraklarını
Eylül rüzgarına...
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!