Ehed Aymaz; (Türk Şair, Biyolog, Doğa Fotoğrafçısı) ... Aslen Iğdırlı olup, 29.10.1993 Tarihinde İstanbul'un Avcılar İlçesinde Dünyaya Gözlerini Açan, İki kız ve bir de erkek kardeşe sahip olan Ehed Aymaz, İlköğretimine Esenkent Atatürk İlköğretim Okulun'da başlayıp Anafartalar İ.Ö.O.'da bitirdi. Lise eğitimini Bağcılar Gazi Lisesinde Aldı. Şuan Balıkesir Üniversitesinde Biyoloji, Eskişehir Anadolu Üniversitesinde ise Sağlık Kurumları İşletmeciliği Bölümünü Okuyor...
Ehed Aymaz Şiir hayatına ise rahmetli Türkçe öğretmeni Menderes Yıldırım'ın 2007 yılında vermiş olduğu bir şiir yazma ödevi sayesinde "Gündüzümü Arıyorum" isimli şiiriyle başladı. Daha sonra şiirle pek ilgilenmedi ta ki 2009 senesine kadar... O senelerde yaşamış olduğu duyguları bir şekilde açığa vurması gerekti ve o da bunu şiir yoluyla yapmaya karar verdi. Ehed Aymaz,Düzenli olarak şiir yazmaya 2009 yılının sonları ve 2010'un başında devam etti.
Şiiri İlk olarak sanat için değil de o an ki duyguları anlatma aracı olarak gördüğü için şuan kullandığı ölçülü yazıma o zamanlar pek de dikkat göstermedi. Ancak yazdıkça kalemi kuvvetlenen ve artık şiir tanımının ne olduğunu etraflıca anlayan Şair,şiirde ölçünün mutlaka olması gerektiğini savunarak,Türk Halk Şiirinin Milli ölçüsü olan hece ölçüsünü kullanmayı kendine yol olarak seçti.
Yazmış olduğu şiirleri bir kitap da toplamayı düşünen Ehed Aymaz,Yoğun bir çalışma ile kendini şiirlerine adamış durumda...
Eserleri
Kayıp Kentin Mermer Sütunları
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!