Bu göğüs kafesine sığmayan daralma, bu aynalarla barışmayan huzursuzluk... Sebebini biliyorum ama bildiğini sanmıyorum; çünkü insan en çok kendi yarattığı gürültüde sağırlaşır.
Ruhunun topraklarındaki bu amansız kuraklık, sesini çatlatıp içindeki avazı boğan o keskin ayaz... Hepsi aynı kapıya çıkıyor. Sen, sevdayı sadece bir alacaklı gibi bekliyorsun. Kalbinin kapısında, dünyanın en büyük sofrası kurulsun istiyorsun ama o sofraya tek bir tabak bile koymuyorsun.
Mesele ne dağlar ne yollar ne de imkânsızlıklar... Mesele, insanın kendi içine ördüğü o devasa duvar; o soğuk ve aşılmaz ego. Bir başkası tarafından sarıp sarmalanmayı, en derin kuyulardan çekip çıkarılmayı bekliyorsun da neden bir başkasının yarasına merhem, bir başkasının karanlığına fener olmuyorsun?
Kendine gösterilmesini beklediğin o muazzam ilgiyi, "beni böyle sevmeli" dediğin o kusursuz şefkati, bir başkasının avucuna bırakırken neden bu kadar titriyor ellerin? Neden bu kadar korkuyorsun eksilmekten? Oysa gönül, verdikçe genişleyen, paylaştıkça gökyüzü olan bir ummandır.
Sevişmek için işsiz olmak
Ve geceleri yatakta
Duymamak için tabanların sızısını
Zengin olmak lazım.
Halbuki ıslık çalmak için




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta