Bazen içimde açıklayamadığım bir yorgunluk taşıyorum; kalbimi güzelliklerden yana kullandıkça sanki biraz daha ağırlaşıyor. Kimse bilmez, en güçlü durmaya çalışanların sessizce kaç kere dağıldığını… İnsan incinmesin diye çiçek gibi davranınca, dünyanın dikenleri ona daha çok batıyor. Ama yine de vazgeçemiyorum; güzel kalmaya çalışmaktan, kimseye yük olmadan sevmekten, kırıldığımı söylemeden toparlanmaktan… Belki bu yüzden yorgunum; çünkü kalbimi kirletmeden yaşamak, tahmin edildiğinden çok daha zor
Ne Zaman Rabbim, Seni anmayı unuttuysak başımız dertten kurtulmadı.
Bir salkım üzüm yedirip, Bin tokat attı bu hayat bize.
Çünkü yoktur bu dünyanın bir vefası.
Gelen gitti, konan göçtü,
Seni bilen, seni tanıyan, Sana kulluk eden paçayı yırttı.
Biz ise kalakaldık öylece..
Ne dert bâkî, ne dem bâkî, ne gam bâkî…
Bâkî olan yalnızca Allah’tır.
Geride kalan cümle cihan fanidir;
Dünya ise bir oyun ve oyalanmadan ibaretken
kendimizi böylesine hayatın akışına kaptırmak,
geçici heveslerin peşinde yıpranmak hiç de doğru değildir.
Aşıkların Vuslatı
Şeyh Nûreddin Cerrâhi
Evliyalar Sultanı
Şeyh Nûreddin Cerrâhi
Hakkın Sevgili Kulu
Ey Sevgili
Ey Resul
571’de güller açtı mekke-i mükerreme’de
O gülün nûru sardı dünyada dörtbir yanı
Ey fânî, derdin nedir?
Köle olmuşsun nefsine.
Dünya gelip geçicidir,
Düşmeyesin bu gaflete.
Kalk, silkelen, kendine gel;
Allahtır bize dost
Yoktur başka dayanak
Şah damarımızdan yakın
Gözeten ve Koruyan
El uzatır düşene
Zikre dalmış cümle âlem,
Dağlar taşlar, uçan kuşlar;
“Allah!” derler daim diller —
Sultan Allah, Subhânallah.
Kalbe şifâ Zikrullahtır,
Zaman akıp geçmektedir,
Ömür gelip bitmektedir.
Ey nefsim, unutma ki
Yolun sonu ölümdedir.
Sultan olsan, taht da kursan,
Bismillahirrahmanirrahim
Salât ü selâm olsun Hazret-i Peygamber’e,
Onun pâk, temiz ehli beytine,
Ashâbına,
Ve yolunu takip eden gönül dostlarına olsun.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!