Güzel yaşamak. Anlamlı yaşamak. Denenmemişi yaşamak. İnsan olarak bana ne kazandırır. Şimdiye kadar bunu hiç düşünmedim. Düşünmedim çünkü bu yaşıma gelene kadar sonsuz bir yaşamın beni beklediğini hep bilinçaltıma enjekte ettim. Düşünmedim çünkü şimdiye kadar törelerin, ailenin, toplumun benden beklediklerini yaptım. Yasaların, kanunların emrettiği şekilde yaşadım. Çünkü bu kültür bana verilmişti. Ve babamı kaybedene kadar tek başıma olacağımı hiç fark etmedim. Ve bir gün sıranın bana geleceğini hiç düşünmedim. Ama artık şimdi yapayalnızım yaşamın tam ortasında hemen hemen.
Ve güzeli, anlamlıyı, heyecanlıyı, denenmemişi, yaşayıp yaşamadığımı kendi kendime yeni yeni sormaya başladım. Bilim adamları, felsefeciler bu soruyu kendine sormanın bile büyük bir cesaret istediğini söylesede ben cesaretten öte bir gereklilik olduğunu yeni yeni keşfediyorum.
Bu bir nevi özgürlük olsa gerek. Bir yaşama özgürlüğü. Yaşama biçimine insanın kendisinin karar vermesi bence yaşama özgürlüğünün temelini oluşturur. Bunu yaşama hakkı ile sakın karıştırmayın. O zaten her şeyin temeli. Yaşayacaksın arkadaş ama nasıl yaşayacaksın?
Herkesin yaşadığı gibi mi yaşayacaksın? Yoksa kendi istediğin gibi mi yaşayacaksın? Kendi istediğin gibi yaşamak seni toplum dışına itiyorsa nelerden vazgeçeceksin? Bunun sınırı ne olacak? Bunlara çok kısa zamanda karar vereceksin. Eğer karar vermekte zorlanıyorsan ve vakit geçiyorsa veya geç kalmışsan o zaman günü birlik yaşayacaksın. Geçmişi ve geleceği hiç düşünmeyeceksin
Bir aşk kadar zehirli,bir orospu kadar güzel.
Zina yatakları kadar akıcı,terkedilişler kadar hüzünlü.
Sabah serinlikleri; yeni bir aşkın haberlerini getiren
eski yunan ilahelerinin bağbozumu rengi solukları kadar ürpertici.
Öğlen güneşleri; üzüm salkımları kadar sıcak.




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta