Hatıralar gömülü yerde kalır çoğu zaman. Belki bir şarkının sözleri
belki de bir şiirin mısralarıyla ani geri dönüşleri olur hayata. Dokunur usulca yüreğimize “Hatırladın mı? ” diyerek. Bir şeyin sakladığımız yerden çıkarmasını bekliyoruzdur belki de, yoktur aslında cesaretimiz, duymayız şarkıları, okumayız şiirleri…
Hatırlanmak istenen her ne ise, ince ince deşeler yüreği. Nihayetinde açılır tozlu sandıkların kapakları. Zerreler etrafa yayılır, önce başımıza sonra saçımıza dökülüp, tenimize, yüreğimize değer.
Gözyaşları tozlarla birlikte hareket ettiğinde, bir iz kalır yanaklarımızda tıpkı yürekte bıraktığı izler gibi. Kenarlıklı, yolu belirsiz acı bir iz… Artık hatırlama zamanı gelmiştir. Eller titrek biraz da hüzünle gezinir eskilerin üzerinde…
bir güvercin uçurup kıtalar arasından
çağırdın beni
geçerek birer birer sürgün kanyonlarını
derbeder koşup geldim ışıldayan tahtına
yarım koyup bir bardak kurşun rengi çayımı