Edo vurma beni..
Karadağ’da edem,Karadağ’da palıt ağaçları.. Üveyikler yuva yapar gizlisine dalın, yani almasın diye yavrusunu çapar yılan..Palıdın dalları hışırdar, dalları esen yellerde, seherde, Yelli Gedik, Kerkez geçesinde.. Karadağ’da boz yılanlar,saklanır göremezsin, çapardır.. Merzimenden su getirir gagasında kuş yuvaya..Kuşlar beni ötüşür şimdi edem.. Merzimen’de su değirmenleri.. Merzimen Fırat’a akar.. Yeller beni fısıldar dallara. Dallar beni hışırdar celfin üveyiklere.. Fırat Umman’a karışır ..
Elleri kirliydi, ayakları kirliydi.. Suçum değil; saf olması yüreğimin.. Yani kaşımın gözümün.. Güzel olması yüzümün suçum değil.. Dur..Yürekleri kirliydi, elleri güçlü.. Zayıfım, naifim bilirsin.. Şimdi ne güzel hışırdar yel estikçe palıt dalları.. Yavruları besler üveyikler yuvada..Dağda. Ağaçta..Tuzaktadır yılanlar , çapar çapar taş altlarında. Gündüzü bekler, sıcağı..Bir kartal olmanı isterdim edo..Pençe salan bir kartal çapar yılana.. Sendeydi umudum..Sendin güvencim..
Edo vurma beni..
Gecikti işte.. Gecikti , gecikti mısır bekçisi.. Birinin düğününden sonraya kavil kurmuştuk, güzün.. Uzaklara gidecektik .. Bizi beklerdi bilinmez iller, yitip kaybolacaktık belki de uzaklarda..Beklerken bu umutla, beklerken tuzakla meşgulmuş bir başkası..Sevmez mi insan insanı edem, insan insanı diyorum..Neden öldürür bir insan insanı..Öyle işte...Ağaca tırmanıyor yılan , yaklaşıyor yuvaya sinsi ve usul, aldı yavruyu..Yuva feryat figan , yuva boş viran.. Celfinim.. Bir kartal olmanı isterdim , o çapar yılana pençe salan.. Ne çok isterdim .. Sendeydi umudum..
Edo vurma beni
Merzimen’de su değirmenleri.. Un yaptırıp getirirdin ordan hani yıkadığım buğdayı. Mis gibi kokardı taze un..Ben yapardım ekmeğini evin..Sıcak yufkaya çökelek dürümü eder verirdim sana, çok severdin.. Benden sorulurdu evin işi, söküğün yaman..Ayağını yıkardım geldiğinde yazı yabandan eve..Çok emeğim var üstünde, helali hoş olsun.. Yeller beni fısıldar dallara Yelli Gedik’te..Dallar beni hışırdar , kuşlar beni ötüşür şimdi..
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...



