Edep
“Edebiyat ne ahlakidir, ne de gayri ahlaki; edebiyat la ahlakidir! ” Bir edebiyat hocası söylemiş ismini bulamadım. Bu sözü çok severim. Edebiyatçı sadece ahlaki şeyleri yazmak zorunda olmadığı gibi sadece ahlaksızlığı da yazmak zorunda değildir. Edebiyat “La ahlaki” yani ahlaktan ayrı değerlendirilir. Edebiyatçının edepli olması, verdiği mesajın edebine dairdir. Yoksa kendisi halka göreceli “Ahlaklı” olmayabilir. Zira birinin “Ahlaklı” dediğine bir başkası “Ahlaksız” diyebilir. Edebiyattaki edep, kelimelere edep vermektir. Yoksa edebiyatçı edepsizliği de konu eder, yazar!
Ahlak, zaten göreceli. Toplumsal kabullere göreceli!
Aydın kişi arif de denebilir, toplumsal olan her gerçeğe bakabilir. Gerçekler çıplaktır, çıplağa bakamayan gerçeğe de bakamaz!
ben bir ceviz ağacıyım Gülhane Parkı'nda,
budak budak, şerham şerham ihtiyar bir ceviz.
Ne sen bunun farkındasın, ne polis farkında.
Ben bir ceviz ağacıyım Gülhane Parkı'nda.



