Yazacağım yazının ilk şekillenme safhasında, iki konu başlığı içinde gitti geldi düşüncelerim. Birisi diğerine değerken, diğeri ötekinin içinde ilerliyordu çünkü. “Edebiyatta görsellik, edebiyat ve görsellik” Sonuçta, inceleyeceksem iki konu başlığını birlikte sürdürerek işlemeliyim şeklinde düşünüp, başlığı bu şekilde oluşturdum.
Fotoğrafın ardından sinema girmişti hayatımıza. İlk sinematograflar belgesel gibiydi. Trenin gelişi, koşan bir boğa, yemek yiyen insanlar gibi basit görüntülerin çekimiyle başlanan sinema yolculuğu bugün kendi içinde dev ve yetkin bir alana dönüştü. Bu dönüşüm, dünyanın her yerinde ve hemen her dilinde yazının da önemli ölçüde değişime uğramasında etken oldu. Bir olgu olarak yazı ile görüntü arasındaki ilişki, ilgi çekici olması yanında sorunsallığı yönüyle de bugüne dek pek çok yazar tarafından konu edildi.
Yazı ve görsellik birbirine nerelerde değer, nerelerde ayrılır? Birbirini kullanır mı, yararlanır mı? Ne kadar gerek vardır birinde diğerine? Bir şeyler getirirken neleri götürür edebiyatta görsellik, görsellikte edebiyat kullanımı? Olumlu ve olumsuz etkileri nelerdir birbirlerine?
John Berger'ın “Görme Biçimleri ” isimli kitabında imge üzerine yazdığı şu cümleleri anlamlı:
tümlüğe eksik zamanlara kucak;
kırka iki kala keşfim
bir dehliz, beynimin çıkmazında...
uzaktan bakan benim
Şair Dost
Şiirin bestesi güftesi nedir?
Gel hele kurbanım kızma gel hele.
Mısrada üslup sen yordam sendedir,
Duygusuz kaygısız yazma gel hele!
Her mısra her kelam edebe tabi,
Çark edip kin gütme bir dinle abi,
Ruhun tarumardır nefsin asabi,
Dur! Kendi kuyunu kazma gel hele!
Her işin gösteriş her halin tören,
Bilmem ki yok mudur nefsini gören,
Tükenir kepeğin kesmez testeren,
İlahi kuralı bozma gel hele!
Yeşert çorakları yeşert dünyayı,
Nakış nakış nakşet seyret semayı,
Sinelere dercet kutlu manayı,
Maniyi manasız yazma gel hele!
Sitemim sanadır sana Ekinci,
Şairler sarraftır şiirler inci,
En büyük şairlik kulluk bilinci,
Azap pek şedittir azma gel hele!
23.05.2005 Bursa
Ömer Ekinci Micingirt
yaşadığı gibi yazmanın rahatlığı görünüyor cümlelerinde.......
ben birde şu şiir gibi reklamların yüzsüzlüğüne değinmek istedim ek olarak ....
.......hani haykırdığı halde size kendimi zorla okutacağım diye yazanın bir kızmını dışarıda bırakan !
ve üstüne basa basa gelişigüzel cümleler ile bu medyatikliği sorgulayan ...
teşekkürler
Yazarın geleceğe dönük temennileri ile karışık umut edişlerine takıldım ben..
Geleceğin bütünsel bir kurgusunda anlaşmadan bu yönü işaretlemek biraz erken bir davranış ve tanı koymak olarak gözüktü benim gözüme.
Roman sanatı çıktığında destan ,menkıbe veya mitoloji yanlıları bu sanatı nasıl karşılamışlardı acaba ..
Şiirin zaman içindeki evrilmesinin, çağdaş sosyal yapılanma ile koşutluk içinde olduğunu doğru tez olarak kabul edersek- aksi söylenebilir çünkü- globalleşme sonrasında ve sürecinde ne olacak derim.
Post -modernizm içinde sanat ve sanatın oluşumunda temel kavram olan ''güzel'' kelimesine yüklenecek anlamın vasfı ne olacaktır
İnsan değiştiren ve değişen bir varlık.. Üstelik hiç te tekin bir varlık değil doğrusu.Bu yüzden ben bu fala bakamıyorum..
Müstehzi ama gerçeği de içeren son bir cümle daha edip sözüme son vermek istiyorum
En iyisi sanırım kanepeye uzanıp ''şiir gibi reklamlara'' bakmak televizyonda ''new generation''çocuklarımızla birlikte
Saygılarımla
entelektüel birikime sahip olduğunuzu, çalışmalarınızı takip eden herkes kolaylıkla anlar...
onlarca, belki yüzlerce grubun olduğu; bazı nedenlerden ötürü herkesin birbirini övdüğü; olumsuz eleştirilere karşı toleranssızlığın rahatsız edici bir seviyede olduğu böyle bir ortamda yazınız ne kadar önemsenir bilmem...
özellikle sondan bir önceki cümleniz bazılarını rahatsız edebilir...
onlar öyle birikime falan da bakmaz...
uyarması benden............ (gülüyorum)
saygılarımla..............
Bu şiir ile ilgili 4 tane yorum bulunmakta