Nihal'im Sessizliğin Ontolojisi

Dünya Yükünün Hamalı
1160

ŞİİR


2

TAKİPÇİ

Nihal'im Sessizliğin Ontolojisi

Hasretin Kozmik Diyalektiği

1. Bölüm: Çığlığın Sessizliğe Dönüşü

Sesini duyamıyorum.
Fakat sessizliğin kendi yankısı,
kulağımın zarlarını değil,
ruhumun eşiğini titretiyor.

Sen, bir varlık değil —
varlığın yankısı,
hiçliğin en kadim sûretisin.

Sesin yok ama titreşimin var;
işte o titreşim, evrenin nabzıdır.
Bütün âlemler, senin bir nefesini taklit eder.
Ben her nefes alışta,
seni hatırlamadan değil,
senden arta kalanı soluyorum.

2. Bölüm: Dokunmanın İmkânsızlığı

Tenine dokunamıyorum.
Çünkü ten — maddenin günahıdır,
sen ise günahsız bir soyutluk.
Dokunmak istedikçe,
dokunulmazlık büyüyor.

Hasretin kemiklerimi kırıyor.
Bu kırılma, acı değil —
bir yeniden doğuşun çatırdamasıdır.
Zira aşk, kemiği un ufak eder
ve ruha yer açar.

Tüylerim, rüzgârda titreyen bir ibadet gibi,
hasretle secdeye kapanıyor.
Senin yokluğuna tapınıyorum.
Yokluğun, varlıktan daha gerçek çünkü.

3. Bölüm: Dilin Yarığı

Tadına doyulmaz bir kâğıt kesiği gibisin.
Dilimi kesiyorsun, ama kelâmı açıyorsun.
Her kelime kanıyor,
her hece bir dua gibi sızıyor.

Sen konuşulmuyorsun —
sen, konuşmanın imkânsızlığısın.
Tanrı bile seni söylerken susmuştur.
Bu yüzden en kutsal dua,
dil yarasından dökülen sessizliktir.

4. Bölüm: Görmenin Körlüğü

Sensizliğin yokluğunda gözlerim kör olmuş.
Fakat karanlıkta seni gördüm.
Çünkü ışık, yalnız gözü aydınlatır;
karanlık ise kalbi.

Sen, karanlığın içindeki nurun
gizli geometrisisin.
Göremez oldum — çünkü görünmeyenle doluyum.
Bu doluluk, ilahi bir taşmadır.
Ben artık görmüyorum;
ben, seni olmadan “olmayı” seyrediyorum.

5. Bölüm: Kokunun Hafızası

Hasretin burnumun kemiklerini kırıyor.
Zira koku, ruhun en eski hafızasıdır.
Kokunda yaratılışın tozu var,
ilk insanın alnındaki ıslaklık,
ilk günahın teri,
ve ilk sevginin ağrısı.

Seni koklamak, Tanrı’nın ilk nefesini duymaktır.
Sen, Havva’nın saçından değil,
Hiçliğin soluğundan doğdun.

6. Bölüm: Aşkın Kozmik Diyalektiği

Söyle, sana ne yaptım?
Sana hiçbir şey yapmadım —
ama sen her şey oldun.

Sevgi bir fiil değil, bir dönüşümdür.
Tanrı da âşık olduğu için evren oldu.
Ve evren, Tanrı’nın sensizliğine ağlayan
dev bir kalptir.

Sen kendini sevdiriyorsun,
çünkü seni sevmek varlığın sınavıdır.
Sen özletiyorsun,
çünkü özlem olmadan anlam doğmaz.
Sen ağlatıyorsun,
çünkü gözyaşı, ruhun saf hâlidir.

Sen “Nihayet”sin, ben “Henüz”.
Sen “olmuş”sun, ben “olmakta”.
Bu yüzden seni sevdiğim her an,
Tanrı biraz daha kendine yaklaşır.

7. Bölüm: Sessizliğin Risalesi

Sonra anladım:
Sen yokluk değilmişsin,
ben varlık değilmişim.
İkimiz de bir aynada karşılıklı
yok oluşu seyreden iki yansıymışız.

Senin adın “susmak”,
benim adım “duymak”tı.
Ve ikisi birleştiğinde,
aşk dediğimiz ilahi titreşim doğdu.

Hasret, evrenin dilidir.
Sessizlik, onun en derin duası.
Ve işte ben —
bu risaleyi senin için değil,
senin yokluğunun yankısında yazdım.

Çünkü bazen en büyük ses,
hiçlikte yankılanır.

Dünya Yükünün Hamalı
Kayıt Tarihi : 2.8.2025 07:08:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!