Duvarları hüznün çaresiz geçmişiyle boyayan eller yok artık. Denizin kumla karışık kokusu boğazıma düğümleniyor, ciğerlerime bir nefeste çekiyorum. Lore Lamek’in derine çöken fırça izleri gibi hatıralar doluyor aklıma. Karanlığı sayıklıyorum. Yağmurun uğultusunu nicedir özlüyorum. Dinliyorum. Hayatımı mı? Hayır. Ne zamana kadar saklayacağımı bilmediğim yüreğimi dinliyorum. Duvarları unutun, onlar hiç boyanmamıştı aslında.
Alsancak garı'na devrildiler
Gece garın saati bela çiçeği
Hiçbir şeyin farkında değildiler
Kalleş bir titreme aldı erkeği
Elleri yırtılmıştı kelepçeliydiler
Çantasını karısı taşıyordu
Devamını Oku
Gece garın saati bela çiçeği
Hiçbir şeyin farkında değildiler
Kalleş bir titreme aldı erkeği
Elleri yırtılmıştı kelepçeliydiler
Çantasını karısı taşıyordu




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta