ben sana doludizgin koşan atların köpürttüğü ırmak
yolların kıvrılarak ulaştığı zirvelerde bir söz verdim
adını kazıdım belleğime, adın bir aşkın “a”sından uzak
adın beyoğlu tepesinden yırtılarak kızıl dağa ulaşan ulak
ben sana kara gözlü kuşların kanat çırptığı çığlığı verdim
yarısı yanmış mektubun ince boynundan tuzak
anlatırdım belki, kolların sarardı coğrafyayı
Bugün seviştim, yürüyüşe katıldım sonra
Yorgunum, bahar geldi, silah kullanmayı öğrenmeliyim bu yaz
Kitaplar birikiyor, saçlarım uzuyor, her yerde gümbür gümbür bir telâş
Gencim daha, dünyayı görmek istiyorum, öpüşmek ne güzel,
düşünmek ne güzel, bir gün mutlaka yeneceğiz!
Bir gün mutlaka yeneceğiz, ey eski zaman sarrafları! Ey kaz kafalılar! Ey sadrazam!
Devamını Oku
Yorgunum, bahar geldi, silah kullanmayı öğrenmeliyim bu yaz
Kitaplar birikiyor, saçlarım uzuyor, her yerde gümbür gümbür bir telâş
Gencim daha, dünyayı görmek istiyorum, öpüşmek ne güzel,
düşünmek ne güzel, bir gün mutlaka yeneceğiz!
Bir gün mutlaka yeneceğiz, ey eski zaman sarrafları! Ey kaz kafalılar! Ey sadrazam!




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta