Aynı yerlerinden kırılmış iki daldılar
İncecik ve narin kalplerinde hüzün
İki ayrı aşkın iki solgun gülleri
Bir uçurumun kenarında
Yan yanaydılar yangınlardaydılar
Kadın uçurumun en ucunda
İç çekerek ağlıyor ve üşüyordu
Adam hemen arkasında
Ona yaklaşmaya cesaret edemiyordu
Üşüyor musunuz diye sordu adam
Kadın; içim yanıyor dedi
Dönüp bakmadı bile adama
Adam ceketini çıkartıp
İki adım yürüdü korkulu
Yaklaşıp ceketini usulca
Kadının omuzlarına bıraktı.
Biliyor musunuz dedi
Ağlamak soğuk bir iklimdir
Sıcacık akarken gözünden
Gözyaşın üşür
Yanağın bitki örtüsü gibi
Gamzen o örtüde çukurdur
Birikirse gözyaşın orda
Artık hep üşürsün…
Kadın kimsiniz diye sordu adama
Gamzelerimin olduğunu nerden bildiniz?
Adam; gamzeler güzelliğin bir simgesidir
Ve ancak güzel kadınlar
Uçurumun kıyısında dururlar
Onlar uçurum çiçeğidirler
Ömürlerini rüzgâra adamışlardır
Üzülmüş incinmişlerdir
Ve ancak güzel kadınlar
Güzel sevmişlerdir en çok
Gülümsedi kadın
Ruhunu okşuyordu bu sözler
Yeniden yaşamak ve yaşlanmak istiyordu
Bir an arkasına dönüp adamı görmek istedi
Ama önce bir şey sorabilir miyim dedi
Adam elbette buyurun dedi
Kadın; siz neden buradasınız dedi
Adam; ben hep buradayım dedi
Bir gün var ki bin günden öteydi
İşte o günden beri hep buradayım
Biliyor musun onunda gamzeleri vardı
Uçurum çiçeğini sever rüzgâra özenirdi hep
Bir gün çok uzaklara buradan esip gitti
Gitti… Ben ruhumu gökyüzüne
Kalbimi senin durduğun yere bıraktım
Anlıyor musun beni şimdi anlıyor musun?
Kadın anlıyordu adamı
Adam seviyordu kadını
Kadın bırakırken gülüşünü
Adam bitiriyordu düşünü…
Metin Keleş
Kayıt Tarihi : 12.9.2018 06:15:00
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!