Bir sonbahar akşamı yitirildi aşkımız. Yarım bırakıldı sen bir yana ben bir yana savrulduk rüzgarla beraber. Sevgimiz üşüyordu. Sevgimiz yarımdı. Tamamlayamadık. Tamamlanabilir miydi? Sessiz kaldık bu defa hem de çaresiz. Elim uzandı telefona ama hayır yapamazdım. Ayaklarım kapıya yöneldi. Geri çekildim. Bir savaştı belki yaşadığım. Nereye baksam sen. Nereye baksam sen. Kapat gözlerini ağla ağla ağla ağlayabildiğin kadar. Yak bir sigara daha. Dayanmak zorundayım. Gözlerinde seyrettim aşkı gözlerimden kirlenmeni istemiyorum. Açılırken avuçlarım sessizliğe ellerinin içindeyim. Ağlamak geliyorsa içinden ağla gözyaşının içindeyim. Senin yanındayken umutsuzluklar bomboş küflü bir rafta unutuluyor. İşte karşımdasın. Başımı kaldırıp sana bakıyorum. Bakışıyoruz. Gözlerinin karasına vuruluyorum. Karanlığında apaydınlık oluyorum. İçime serinlik veriyor varlığın. Gözlerin anlamlı,gözlerin ılık,gözlerin taze gözlerin gözlerim oluyor gözlerim gözlerin. Bakışlarında tüm dünyanın güzelliği okunuyor. Bana tüm dünyayı verseler senin gözlerinin güzelliğine değişmem. Gülümsüyorsun. Dudaklarındaki tebessümle yaşama tekrar doğduğumu hissediyorum. Susuyoruz bir zaman. Sana bakıyorum. Vazgeçiyorum sözcüklerden. Sözcükler bu anı bozabilir diye korkuyorum. Konuşmuyorum. Seni seyrediyorum. Senin başını eğip de düşündüğün bir zaman düşünceliliğinde seni seyrediyorum.
Geldin geldin işte geldin ve gecenin yalnızlığını böldün. Gecenin güneşi oluverdin. Seviyorum seni. Kimseler bilmez bunu kimseler anlamaz. Yokluğunda artıp büyüyen yokluğunda devleşen bu aşkı. Odanın içinde sensizlik benim içimde sessizlik. Benim içimde senin sessizliğin. Nerdesin şu anda nerede ve kimlerlesin. Öyle uzaksın ki bana. Şu an oysa ben senin burada oluşunun hayalini kuruyorum. Evet,sohbetler kuruyoruz seninle. Güzel olan herşeyden konuşuyoruz. Yaşamın yaşamın ötesindeki tüm güzelliklerden. Bir gözlerinin gönlünün güzelliği kalıyor içime oturuyor bu. Dilimin içine oturuyor bu. Dilimin ucuna geliyor bu söylemek istemiyorum. Söyleyemiyorum. Bana sus diyor her halin gözlerinle susturuyorsun beni. Donup kalıyor sözcükler. Sözcüklerimi unutuyorum. Ve geriye sen kalıyorsun. Senin dışındaki herşey bir gölge gibi silinip gidiyor.
Çok mu zor çok mu güç senden istediğim ne olurdu gelsen buraya çocukça kurduğum bu düşü niye büyümüşlüğün gerçeğine dönüştürmüyorsun. Yalnızım sen olmasan içimdeki yangının olmasa ölü bir yalnız olduğuma inanacağım nerdeyse. Yarın diye bir düşüm olabilir mi? Yarın seni bana getirir mi? Doğan gün seni bana bir ödül diye verir mi? Aşk kapımı çalar mı? Ama ya şimdi dersem ya hemen dersem öylesine yoksun,öylesine özlemliyim,öylesine olmalısın desem. Desem gelir misin? Tüm engelleri kırıp tüm engelleri yok sayıp gelsen çalsan kapımın zilini ve ben ve ben yine bir doğuşu yaşadığıma varsam. Biliyorum. Gelmeyeceksin. Eminim buna sana emin olduğum kadar eminim buna. Ama yinede bekleyeceğim seni. Hem de sabaha değin. Gelmeyeceğini kapının zilini çalmayacağını bile bile bekleyeceğim. Ve sen gelmeyeceksin. Marifetimin en güzel eserisin.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Beklemek kadar zor olan bir şey yok,bu anlattığınız duyguları bilirim.Ama sizin kadar güzel anlatamazdım.Aslında bende antolojiye yeni bir şiir yazacaktım sizin şiirlerinize dalınca yazmayı unuttum,çünkü o kadar etkili ve güzeldilerki.Selam ve saygılarımla
Sema Hanım şiirlerinizin ve yazılarınızın hepsinden ayrı bir tat alıyorum.
Eminim her insan anlattığınız bu duyguları zaman zaman yaşıyordur.
Ne kadar büyük bir duygu yogunluğu böyle.
Kutlarım sizi.Yazılarınızı bir kitapta mutlaka toplamalısınız bence.Bu konuda size yardımcı olabilirim.Başarılarınızın devamını dilerim.
saygılarla
Bu şiir ile ilgili 2 tane yorum bulunmakta