DURDU AVRAD
Durdu Avrad
Kızgın yaz güneşi gözalabildiğine uzanan tarlanın çıplak tepelere kavuştuğu sınırdaki kerpiç damı yakıp kavuruyor, toprağın sıcağı duvarların içine içine işliyor ve böcek sesleri tarla kuşlarının cıvıltılarına karışıyordu. Tarla bir baştan bir başa sarıya kesmişti. Dev papatyaları andıran ve arkalarını güneşe dönmüş bulunan ayçiçekleri ötelerdeki toprak yolun kıyısından ta ötelerdeki tepelere doğru cömertçe yayılıp gitmişlerdi. Ürün aylarıydı ve çiçekler kartalmaya yüz tutmuştu. Gökyüzü açık maviydi. Havada tek bir bulut, tek bir esinti yoktu.
Tüm umutsuzluklara rağmen gülmeyi unutmadım.
Yaşamayı öğrendim hayatta, ayakta kalmayı.
İnsanları öğrendim, yüzlerinde maske.
Savaşmayı öğrendim, yenmeyi dövüşmeden.
Gözpınarlarım yaşla dolsa da bunları saklamayı öğrendim
Devamını Oku
Yaşamayı öğrendim hayatta, ayakta kalmayı.
İnsanları öğrendim, yüzlerinde maske.
Savaşmayı öğrendim, yenmeyi dövüşmeden.
Gözpınarlarım yaşla dolsa da bunları saklamayı öğrendim



