DURAK
Ne kadar boş bu durak
İnsanlar nereye gitti
Ne araç,ne alet
Bizi kim kaybetti
Nerden çıktı bu sessizlik
Biz ince bel, ela göz, sütun bacak için sevmedik güzelim
Gümbür gümbür bir yürek diledik kavgamızda...
Ateşin yanında barut, barutun yanında ateş olasın diye! ..
Rakı sofralarında söylenip, acı tütün çiğnercesine sevdik
Anlayamadılar...
Devamını Oku
Gümbür gümbür bir yürek diledik kavgamızda...
Ateşin yanında barut, barutun yanında ateş olasın diye! ..
Rakı sofralarında söylenip, acı tütün çiğnercesine sevdik
Anlayamadılar...




Tebrikler
Son durak bütün ıssızlığı ve sessizliğiyle beklemede…Bizim yolculuğumuzda bize eşlik edenlerin sesiyle ve nereye gideceğimizi bilerek zamanın içinde kaybolmadan gidebilmek önemli …
Biraz eksilerek ve aynı zamanda çoğalarak kulaç atıyoruz yaşam denizinde…
Anlamlı ve çok güzel bir şiir okudum. Kutlarım .Saygılarımla..
Bir yürüyüşe bin yürüyüşün katıldığı ve her yürüyüşün farklı bir içsel çelişkiyle süreci belirlemeye çalıştığı ve aslında bu çelişik süreçlerin birbiriyle de çelişkide olduğu bu yaşam denilen devinimde,yitip gitmemek mümkün değil kimi zaman...İş ki o durakların en sonuncusuna gelmeden bu çelişkiler yumağı çözümlenmiş olsun,diyerek kutluyor,saygılar sunuyorum...
sanki ben yazmışım kadar benlik bir şiirdi
Engin görüşünüz ve usta kaleminizle
insana dair en hassas bir duyguyu
yakalayıp onu çok güzel bir şekilde
şiirleştirmişsiniz.
Sizi tebrik eder
başarılarınızın devamını dilerim
sevgili öğretmenim,
bizler yaşanan olaylar karşısında gerekli tepkimizi koymasak....olup bitenlere bir film izler gibi sessiz sedasız dinlersek....elbette her taraf karanlık...her taraf sessizliğe börünür....insanlar ne yapacagını nerde bekleyip nerde binecegini şaşırır duruma gelirler...emeğinize sağlık güzel bir çalışma olmuş....nicelerine...
selam saygı şiire ve şairi öğretmenimedir....
Kaçıncı duraktayız şimdi
Hangi durakta inecektik
Ama biz nereye gidiyorduk
Biz neden kaybolduk.
Bir zamanlar kimler yoktuki o durakta,yüksek mevki sahibi insanlar,fabrikatörler,Atatürk ilkelerinden taviz vermez gözüken politikacilar,yazarlar,tv.´cular profosörler,dekanlar,savcilar,pasalar ve vatanini,Cumhuriyetl seven sade vatandas.Gercekten ne olduda hepsi mutlaka o durakta bulusurlarken sessizce ortaliktan ellerini ayaklarini cektiler...?
tehditlemi susturuldular,duragi yasakladilar,yoksa santaj kasetmi doldurttular,evlerine,bahcelerine,silah,cephanemi koyuldu,topragami gömüldü..?Fabrika sahipleri,holding sahipleri milyarlari bulan vergi borclariyla santaj yapilip caresizmi birakildilar.kimi benim ailem daha önemli dedi,sessizce sivisiverdi,kimi selameti icin careyi saf degistirmekte buldu,kimi seref,haysiyet meselesi yapip,kuru iftiraya ugramamak adina kenara cekildi derken durakta bekleyenler mum gibi eriyerek dibe dogru isigini vermeye basladi...!Aslinda yorulup inenler olsada kalanlar yoluna hep devam edecekler,simdilik azinlik gibi gözükseler bile,birgün yine o azinlik zaman kavraminin icinde kartopu misali yuvarlandikca büyüyecek,büyüyecek ve cig olup hakedenlerin üzerine mutlaka cökecek diyor.. ve beni son derece etkileyen,manada dipsiz bir derinligi olan,ici dolu degerli siiri ve Irfan hocami cani gönülden kutluyorum.Selam ve saygilarimla.
İnsanın kendi hayatını sorguladığı 'can alıcı' sorular şairin mısralarına dökülmüş. Duraklardan hiç söz etmeyin!
Affınıza sığınarak kendi şiirimden 'terkedilmiş duraklarda eskiyorsun sustukça' mısrasını ekliyorum buraya. Kilometre taşı olarak başlayıp yılların katkısıyla duraklara dönüşür hayat. Hiçbir durak son durağa kadar durdurmasın insanı. Duygu ve düşüncenize bereket.
Esasında ne dediği, nerden geldiği anlaşılmaz öylesine bir ses kalabalığı var ki. İnsanlar da sesler gibi.., ne kim oldukları belli ne de ne dedikleri...Bu anlaşılamamaları sesleri sessizlik, kalabalıkları kimsesizlik yapıyor...İneceğimiz durakta ise., sadece bize özel bir son durak yazısı ile fren yaptıracak yolculuğa...
Şiiriniz anlamlı ve çok güzel...
kaleminize sağlık sayın İrfan Çelik...
Hangisini saysak...
- Durağın yeri mi değişti?
- Bekleme saatleri mi?
- Sürücüler mi unuttu durağın yerini?
- Binenler, inenler mi unuttu yoksa?
- Biz mi değiştik, farkında olmadan ya da?
Küflenmiş bir hava var etrafımızda... Eskitiyor, yıpratıyor düne ait ne varsa...
Her an bir yerlerden olmadık tehdit, tehlike beklentisi içindeyiz.. İnsanların yürüyüşü, hareketleri hiç normal değil...
Telaş, ürkeklik ve kuşku...
Sanki sürmenaj hali hakim yüzümüzde, sözlerimizde, bakışımızda...
Bir lafımız diğerini tutmuyor...
Güvensizlik had safhada...
Ne yapacağız?
En korunaklı yer neresiyse, oraya sığınacağız....
Gerekmedikçe dışarıya çıkmayacağız...
Yaşamın hareketi ve dinamizmi durağanlaşacak..
Zihnimizde yüzlerce soruyla pencere önlerinde uzaklara bakıp, dalacağız.. Bekleyeceğiz... Bekleyeceğiz...
Ama neyi, kimi, neden bilmeden.....
Toplumsal çöküntü işte...
Kasabalar, kentler, köyler, şehirler hafızasını yitirmiş sanki..
Yönümüz, yanımız, yarınımız belirsiz...
Adeta 'ölüm sessizliği', her yerde...
Tepeden tırnağa yalana batmış... Kaç maskeyle dolaştığı bilinmeyenlerin yönettiği ülkede... Sokakların tekin olmadığı kentlerde... Gelecek korkusunun içimize işlediği bir dünyada başka ne beklenir ki?
'Kaybolmuşluk, yitiklik' gayet doğal değil mi?
Tebrikler Öğretmenim... Saygı ile....
Bu şiir ile ilgili 25 tane yorum bulunmakta