Dünya hali bu; Tımarhaneye döndük vesselam. Kim deli, kim akıllı, kim doktor, belli değil artık. Şimdi öküzler pazarda buzağı satmada, buzağılar sessizce pusulara yatmada. Sözü büyükler küçüklerden çalıyor, karneyi öğretmen öğrenciden alıyor. Okumuşlarımız cehalet kokuyor, cahillerimiz ise felsefe-mantık okuyor. Sağduyu-mağduyu uykulara dalmış, feraset dedikleri korkularla kalmış, yoksullar hep çulsuzdu zaten, zenginlerde ne bulduysa yalayıp, yutup, almış. Yedik her haltı haşa.! Allah'ı(cc) ortak ettik işimize, domuz değildik ama bir şey değmedi dişimize. ''İş bu hale göre imdiii.! ''Ya başımıza taş yağacak gökten, ya Nuh gibi tufan yiyeceğiz yek'ten. Aza çok diyor herkes, çoğu bulmaya yarıştık, beydik, paşaydık, sultandık amma soysuzluğa da alıştık. Alem; bir hinlik peşinde, kerizler aranıyor bıkmadan, kim kimi düdükleyecek şevk ile, anasının karnından çıkmadan. Herkes kendi malını, işportada kendi satıyor, sinelerden kan yerine irin, iltihap, kin akıyor. Yok mu bir çaresi canım, mevzubahis olan biziz biz, yani insanlık.. Ya barışı bulacağız hep beraber, ya bulacak bizi, katliamlar, cinayet, düşmanlık... (Tanıtım Bülteninden)
yumuşakbaşlı rüzgarların kanatlarında bir yer bul bana
suyun ışıltılı sesleri aksın bir yanımızdan,
bir yanımızı defneler sarsın...
demir kollarının yumuşaklığında uyanayım sabahları
zeytin ağacının gözlerinde büyürken bir çekirdek




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta