Şehrinin surlarını yokladık dün gece
Bir yüze çivili kalmış binlerce his bulduk
Benliğinin ortasındaysa bir koca delik,
Ne var ki sensizliğimize güç ye-tire-medik
Şehrinin surlarını yokladık dün gece
Kirli dumanlar gördük dudaklarının buhurdanlığında
Üfledik ruhumuzu titreyen bedenine
Dikenli telleri söktük attık, sessiz bedesteninden
Şehrinin surlarını yokladık dün gece
Uzaktan anlaşılmıyordu çizgileri gözlerinin
Görülmüyordu acı sızarken kalpten
Kirazlardan geçilmiyordu öyle her sonbaharda
Şehrinin surlarını yokladık dün gece
Portakalın kabuğunda içtik seni
Pütürlerinde kavuştuk ellerinin terine
Sen ‘gitme’ dedin, güvercinlere saçtık ümitleri
Şehrinin surlarını yokladık dün gece
Kalbinde solan bir zambaktık bir vakit
Hayatsa eriyen bir buz kütlesi senin avuçlarında
Karanlık, asılı kaldı gökyüzüne dün gece
Şehrinin surlarını yokladık dün gece
Gürül gürül girmiştik şehrine atlarımızla
Seni uyuttu kadife bir ses kucağında
Bizi uyandırdı çağıran bir ses gökyüzünde
Şehrinin surlarını yokladık dün gece
Yeşillenmiş gözlerimizden sular sızdı
Kirli bedenlere asılı kalmış ellerini gördük
Artık hevesimiz kalmadı fethetmeye şehrini
Şehrinin surlarını yolladık dün gece
Yabancı ellere...
Kayıt Tarihi : 11.6.2015 23:04:00





© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.

TÜM YORUMLAR (4)