Gümüş düşlerimin içinde dolaştı
geceden geceye
iri ğöğüslü Tatar kadınları
ve köpük köpük bir at,saçakları dövdü yağmur,saç damlarda
bir akordun merdiveninden
aşağı yukarı tırmandı
durdu piyano,
Yokluğunda ne ateşleri hasretimle yaktım da
Bir seni yakamadım, beni yaktığın gibi
Çölde su, mahpusta gün, oruçta ekmek gibi bekledim seni
Sense araya korkular koydun.
Yasaklar koydun...
Bitmez tükenmez engeller koydun
Devamını Oku
Bir seni yakamadım, beni yaktığın gibi
Çölde su, mahpusta gün, oruçta ekmek gibi bekledim seni
Sense araya korkular koydun.
Yasaklar koydun...
Bitmez tükenmez engeller koydun




Gümüş ne! Düş ve uyku değil, bence gümüş bu şiirde metafor olarak zaman. Atların yaşadığı zaman, canlı hayatın doğadaki en doğal konumu. Bir çadır sırtlanıp doğaya gitmek ve kamp yapmanın anlamı bence bir at olup insanın olmadığı bir doğada bulunmak kadar anlamlı değildir. Şairin gümüş düşü uykusu hep insanın sigarasıyla silahıyla ortalıklarda dolanmasından ibarettir. İnsan tüm canlı varlıkları kapsayan bir varlık olarak bir şairi, diğer herhangi bir canlı ruhuna dolanabilir. Ve bence de insanın şairliğinin canlı kökeni burada doğada özgür yalın bulunma tutkusundan geliyor. Şair şiirlerinde her şey olabilir, her türlü kişileştirme de buluna bilir. Kapsayıcı bir yokluğu vardır. Alt yokluklarında düşle rüya arası dalabilir.
Ortada bir şiir mi var ki yorum yapayım?
Bu şiir ile ilgili 2 tane yorum bulunmakta